logo

27 Nisan 2019

O yumruk birliğimize beraberliğimize atıldı..!


Osman Fahri Ünal
osmanfahri@kestelyore.com

Hafta sonu öyle bir çalkalandı ki, duyduğum anda tüylerim ürperdi.
Densiz, akıl eksikliği yaşayan, birileri tarafından kurulduğu her halinden belli olan ve iddiaya göre, son çalıştığı iş yerinden hırsızlık yaptığı için işten çıkarılan Osman Sarıgün’ün CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na attığı o yumruk, 82 milyona ve demokrasimize atılmıştır.
Kaba kuvvetin hiçbir zaman savunulacak bir yanı yoktur.
Görüyoruz ki, birileri kaybettikleri seçimleri hazmedememişler.
Düşman başına, bizde bir saray bekçisi ve iç işleri bakanı var. Yaşananları yatıştırması gerekirken daha da, kışkırtmaya devam etmekteler.
Çok değil, daha bir hafta önce Cumhurbaşkanı Türkiye ittifakından bahsederken, İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı Ekrem İmamoğlu ile tokalaşmaması, ne kadar samimi olduğunu gözler önüne koydu.
Dili ayrı, yaptıkları tamamen ayrı bir cumhurbaşkanımız var.
Namus ve Şeref üzerine edilen tarafsızlık yeminine de ne kadar sadık kalındığını, ülke olarak üzülerek izlemekteyiz.
Ankara’nın Çubuk ilçesinde Demokrasi katledildi.
İnsan hakları katledildi.
Vurun, yakın, saldırın diyenler affedildi.
Ülke nereye sürüklenmek isteniyor..?
Daha dün 15 Temmuz’da “Demokrasi olmazsa, olmaz” diyerek aylarca sokaklarda cirit atanlar, bugün demokrasiye yumruk atıyorlar.
Geldiğimiz ortama baktığımızda, yaratılan kindar ve dindar toplumun nasıl hareket ettiğini görüyoruz.
Önce bakalım buraya nasıl gelindi.
Ülke gerilim içinde, bu gerilim tüm ülkeye ve herkese büyük zarar veriyor. Gerilimin yaratılmasına sebep ise daima kışkırtıcı ve kendisi gibi düşünmeyenlere karşı savaş ve şiddet dilinin kullanılmasıdır.
Örnek mi? Karşıt görüştekilere ‘illet’ ve Millete ‘zillet’ denmesi.
Kendi dışındakilerin ‘terörist’ ilan edilmesi. CHP’lilere “çöp, çamur, çukur” diye hakaret edilmesi.
Meral Akşener’in hapse atılmakla tehdit edilmesi. Daha da önemlisi İçişleri Bakanı’nın “CHP’liler hiçbir şehit cenazesine alınmasın” gibi talimat vermesi. Ortamı geren ve ‘kızgın demir’ haline getiren nedenlerdir.
Ülkemizde bir şehit varsa bu 82 milyon vatan evladını üzer. Sahip çıkan, cenaze törenine katılan, katılamayıp taziyede bulunan herkese de saygı duyulması gerekir. Hiç kimse kendisini bir diğerinden daha yurtsever görmesin. İşin garibi askerlik görevini bile çeşitli alavere, dalaverelerle yapmayanlar, yapanlardan daha yurtsever rollerde. Şehidin de, şehit cenaze törenlerine katılanların da, Alevisi, Sünnisi, Kürdü, Çerkezi, Lazı olmaz. Bu duygu, coşku, tasa, keder hiç kimsenin ipoteğinde olmamalı.
Şehit cenazesinde Kılıçdaroğlu’na atılan yumruk; Türkiye’nin bütünlüğüne, barışına, kardeşliğine, demokrasiye yapılmış alçakça bir saldırıdır. O yumruk Türkiye’ye atılmıştır. Devlete atılmıştır. Devlet vatandaşının can ve mal güvenliğini sağlamaktan sorumludur.
Teröre destek veriyor denen Kılıçdaroğlu’na daha önce de terör örgütü PKK Artvin Şavşat’ta silahlı saldırı düzenlemiştir. Bu ne ‘yaman çelişki’ böyle.
Eski Genel kurmay başkanı Hulusi Akar’ın saldırganlara “Değerli arkadaşlarım, şu ana kadar mesajlarınızı verdiniz. Tepkilerinizi gösterdiniz” diye seslenmesi hayret verici ve düşündürücüdür.
Yine Devlet Bahçeli’nin Kılıçdaroğlu’na “% 9 oy aldığın yerde ne işin var” sözleri tam bir cehalettir. Ana muhalefet lideri şehit cenazelerine pasaportla mı gidecek? Bu nasıl mantık?

Bu yumruk Türkiye’ye ve demokrasiye atılmıştır. Sorumlular meydana çıkarılmalı, perde arkasında ne var yok ortaya çıkmalı, hatta serbest bırakılan Osman Sarıgün derhal tutuklanmalı, gerekli güvenlik önlemini alamayanlar istifa etmiyorsa, görevden alınmalıdır.
Ülkede ve dünyada barış dilini meşru kılmalıyız.
Çözüm barışta, demokraside, unutmayalım ki; Ateşle oynamak kimseye fayda sağlamaz…!
Kalın Sağlıcakla…

İktidarın yarattığı kitleyi anlatan en güzel örnekler.
Mesele tam da bu işte…
Eski Mısır devlet başkanı Enver Sedatı yaptığı suikast sonucunda öldüren adama hakim sorar:
“Sedatı neden öldürdün?”
Katil:” Çünkü laikti”
Hakim:”Laik ne demek ?”
Katil : “Bilmiyorum!!”
**** ***** *****
Mısırın iyi edebiyat adamı rahmetli Necip Mahfuz’u öldürmeye çalışıp başarısız olan sanığa hakim sorar :
“Neden vurdun?”
Sanık : “Sokak çocuklarının hayalleri adlı kitabı yazdığı için”
Hakim : ” Peki Sokak Çocuklarının Hayalleri adlı kitabı okudun mu?”
Sanık: “Hayır”
**** ***** *****
Hakim Yazar Faraç Fodayı öldüren üç teröriste sorar :
“Neden Faraç Fodaya suikast düzenleyip öldürdünüz?”
Suçlu : “Çünkü kafir”
Hakim : “Onun kafir olduğunu nereden anladın?”
Suçlu : “Onun kitabından”
Hakim : “Hangi kitabından anladın onun kafir olduğunu?”
Suçlu : “Ben okuma yazma bilmiyorum”
Hakim : “Nasıııll!!!
Suçlu : “Ben okuma yazma bilmiyorum”

Share
177 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TESPİH

    23 Kasım 2020 Yazarlar

    Tespih, Allah adını anmak-zikretmek- anlamı taşır. Tespih aynı zamanda, kutsal sözlerin tekrar edilmesini saymak için kullanılan bir aracın adı olur. Tespih taneleri, bir ipe dizilerek, tespih halkası oluşturulur.  Müslümanlar, otuz üç ya da doksan dokuz tespih tanesinden oluşan tespihler kullanırlar. Müslümanlar, namazdan sonra, tespih duası yaparlar. Otuz üçer defa, sübhânallah, elhamdülillâh, Allâhüekber sözlerini tekrar ederler. Budistler, yüz sekiz, Katolikler, altmış dört tespih tanesinden oluşan tespihler kullanırlar. Ortodoks Y...
  • Homeopati ile savunmamızı nasıl canlandırabiliriz?

    14 Kasım 2020 Yazarlar

    Homeopati, savunmamızı geliştirmek için harika bir müttefik olabilir Enfeksiyonlara yanıt verme yeteneği, temelde bağışıklık sistemimizin durumuna ve savunmalarımıza bağlıdır. Yemek, duygusal dengemiz ve yaşamsal alışkanlıklarımıza dikkat etmek, bağışıklığımızın düzgün çalışması için temel dayanaklardır. Homeopati ayrıca Savunmamızı geliştirmek için farklı eylem ve düzeylerde büyük müttefikimiz olabilir. Her doktor ve hastası, her bir vakada bu olasılıkları nasıl uygulayacaklarını bulmalı ve tanımlamalıdır. Homeopatik ilaçları...
  • DEPREM VE YAĞMACILIK

    13 Kasım 2020 Yazarlar

             İnsan özünde iyi midir kötü müdür sorusu, felsefenin sağlam tartışma alanlarından biri. Bu soruya belki herkes yaşadıkları üzerinden zaman zaman farklı cevaplar verebilir. Ülkemizin gerçeği olan deprem, her tekrar ettiğinde insanların enkaz altından canlı çıkmasına, hayatlarına geri dönebilmelerine dair umudumu 1999 depreminden kalan yağma hikayeleri gölgeler. Bu yağmacıların varlığı da insanın özünde iyi falan değil rezil bir yaratık olduğu fikrine iter beni.      &...
  • Suçlu onların batıl cahiliye düzenidir

    13 Kasım 2020 Yazarlar

         Sevgili okurlarım; Bir aydan fazla zamandır Tunceli ili Ovacık ilçesinin Yaka tarla köyündeyim. Köyde elektrik olmadığı için Elektrik ihtiyacını güneş paneli aracılığıyla karşılıyoruz. Bir kaç gündür hava yağmurlu olduğu için elektriksiz kaldık, onun için telefon, televizyon gibi araçlarımız devre dışı olmuş durumda ve Türkiye’deki önemli olaylardan haberdar değilim.      İzmir’de deprem olduğunu duydum. Fakat, ne derece bir tahribat yarattığı, can ve mal kaybı konusunda bilgim yok. Önemli oranda...