logo

RUHU ŞAD OLSUN AZİZ NESİN’İN

Gündemler üzerine konuşulmaya başlandığında “Köyün Delisinin” bile anlayabildiği ancak güzel yurdum insanının, hayret verici bir şekilde bir türlü anlamak istemediği doğrular üzerine konuşmak istedim bu hafta. Ruhu şad olsun Aziz Nesin’in.
Şu sıralar Türkiye’nin Ortadoğudaki önemi ve rolü” üzerine bir propaganda var. Ancak bu yeni bir şey değil. Ne zaman ki oligarşik, işbirlikçi, Amerikan Uşağı gerici hükümetler komşularımız üzerine şahlanırsa bilin ki, sırtları sıvazlanmıştır. Ulu orta söylemlerle komşularımızı tehdit eden bu gerici yapılanmalar hele ki, yurdum insanından %50 gibi bir oy almışsa gözlerini karartıyorlar. Suriye’yi tehdit ediyor ve süre tanıyorlar. “Bana bak basarım tokadı haaa..” sonra yaptırımları açıkladılar. Şahin bakan ancak serçe gören Davutoğlu sıraladı peşpeşe yaptırımları.
Ancak hemen akılcı karşı arak yapan komşumuz Suriye iki günde ülkemizi milyonlarca zarara uğratmıştır. Şahin söylemlerle masaya vuran bizimkiler komik duruma düşmüşlerdir. Ulusal çıkarlarını düşünen Rusya, Suriye karasularına iki savaş gemisini gönderince bizimkilerin de abisinin de sesi değişmiştir.
Güzel yurdumun güya orta doğudaki önemi ve rolü” üzerine inşa edilmeye çalışılan propagandanın özünü her aklı başında insan bilmelidir ki; gericiliğinin Osmanlıcı emellerini gıdıklamayı ihmal etmeyen fakat esasen onları Amerikan ve Batılı büyük emperyalistlerin stratejik çıkarlarına bekçi tutmayı esas edinen bir propagandadır. Olay bu kadar basittir.
Türkiye’yi yönetenler, daha dün Kaddafi Ödülünü onurla alırken, hemen ertesinde Libya pazarı ve petrol kaynaklarını paylaşma amaçlı uluslararası gerici saldırı ve katliamların suç ortağı olmakta gecikmediler.
Malatya Kürecik’e, İran, Suriye ve Rusya’ya yönelik Amerikan askeri stratejisi kapsamında füze kalkanı “konuşlandırıldılar”.
AKP hükümetinin ‘kumandası’ndaki gericilik, ABD’nin Suriye’ye karşı politikalarının taşeronluğunu üstlenip, Türkiye sınırları içinde, Suriye yönetimini devirmeye yönelik faaliyet merkezi oluşturdular.
Amerikan emperyalizminin ödüllü güvenilir adamı onların mesaj taşıyıcıları olmakla yetinmeyeceklerini ortaya koydular ve Pensilvanya’daki Hocaefendi’nin de fetva vermesiyle “eski Osmanlı toprakları”nda yeniden “sancak gösterme” heveslerini gizlemeksizin bölge ülkeleri arasındaki ilişkileri gerginleştiren politikalardaki ısrarlarını sürdürdüler.
ABD yöneticilerinin Türkiye’ye uçuşları bu zemin üzerinde yoğunluk kazandı. Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Başkan Yardımcısı Joe Biden, Eski Büyükelçi Wolfowitz, “Türkiye’nin önemi ve rolü” nü, İran, Suriye, Irak ve Kuzey Afrika ülkelerindeki gelişmelerin ve Türkiye-İsrail ilişkilerinin Amerikan çıkarları için anlamı çerçevesinde daha net şekilde dile getirdiler.
Clinton, Biden’in Türkiye “ziyaretinden önce, “Suriye işini Türklere ve Arap Birliği’ne bıraktık”larını açıkladı.
Biden; “Onunla (Erdoğan) samimi bir şekilde konuştum. Beni ilgiyle dinledi ve karşı bir şey söylemedi” diyordu. Aslında Biden Türk-İsrail ilişkilerindeki pürüzlerin ortadan kaldırılmasının ABD çıkarları açısından önemi üzerinde, özellikle durmuştu.
Bu gelişmelere, bölgeyi büyük bir ateş çemberine alacak savaş ve saldırılar üzerine açıklamalar eşlik etti.
İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres bir hafta önce yaptığı açıklamada, İran’ın nükleer tesislerini vurmaları ihtimalinin günden güne arttığını söyleyerek, “niyet”lerini ortaya koydu.
İngiliz Dışişleri Bakanı William Hague, “İran’ın nükleer enerji planının barışçı amaçlar taşımadığı” açıklaması yaptı. İngiliz Daily Mail gazetesi, İngiliz hükümetini kaynak göstererek, İsrail’in ‘pek yakında’, ABD’nin onayı ile “İran’ın nükleer tesislerine saldıracağını” yazdı.
Bu açıklamalarla yanıt gecikmeksizin geldi. İran yöneticileri, İsrail ve ABD tehditlerine pabuç bırakmayacaklarını ve böylesi bir saldırı durumunda “İsrail ve Amerikan hedeflerine karşı örneği görülmemiş bir yanıt verileceğini” açıkladılar.
Basın-yayın organlarında, İran silahlı kuvvetlerinin saldırılara karşı hazırlık içinde olduğu ve askeri tatbikatların artırıldığını bildiriyorlardı. Amerikan füze kalkanının Malatya Kürecik’e “konuşlandırılması” ve Türkiye topraklarının Suriye, İran ve hatta Rusya’ya karşı üs haline getirilmesi üzerine, Suriye ve İran yöneticileriyle Rus Devlet Başkanı Medvedev, nükleer başlıklı füzelerin yönünü Türkiye’ye çevireceklerini söyleyerek, yanıt verdiler.
Tüm bunlardan, ABD’nin sırtını sıvazladığı Türkiye gericiliği ve AKP hükümetinin Ortadoğu-Kuzey Afrika’da emperyalizmin kılıcı olmaya soyunmalarıyla ülkeyi ve tüm milliyetlerden halkını, bölgenin tüm öteki halklarıyla birlikte giderek artan şekilde büyük bir yıkıma doğru sürüklemekte oldukları sonucu çıkıyor. AKP Gericiliği Bu tehlikeli gündemi dikkat dışı tutmak amacıyla Dersim Özrü, İstiklal Mahkemeleri Arşivi, Şike vetosu… vs gibi gündemler oluşturarak güzel yurdum insanının gözünü bağlıyor. Dersim özrü gerçekten önemli ve değerli. Devlet adına özür “dil-diş” arasında olmaz. Yaşananlar parlamento da açıklanır, Devletimizin başı sıfatıyla bizzat Cumhurbaşkanımızca özür dilenir. Her şeyin bu kadar basit olduğu gündemi yurdum insanı neden bir türlü anlamak istemez, bilmiş değilim. Bildiğim tek şey şu; ruhu şad olsun Aziz Nesin’in..

Share
252 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+2 = ?