logo

03 Kasım 2025

Saygı Tevazuu kul hakkı


Mustafa Ülker
musstafaulker@kestelyore.com

Değerli Okuyucular,
Kadirşinas Dostlar..
Ülkemizde; kanaatimce veya daha doğrusu Saygın Ekonomistlerin yazılı ve görsel medyadan ifadelerine göre diyebilirim.
Halkın yüzde onluk (%10) zengin kesimi gayrı safi ülke toplam gelirinin yüzde seksenine sahipmiş. Böylece fert başına safi milli hasılatı payımıza da, kişi başına yıllık onyedibin (17,000 $)Amerikan Dolarına ulaşmışız. İNANMADINIZ mı….!!! Niye inanmıyorsunuz. Bakın iktidarımız Cumhur ittifakının önderlerinin yaptığı açıklamalar böyle..!!!
Bakmayın siz asgari ücrete veyahut emekli maaşlarına iktidar elitleri yalan mı söylüyor. Onların dediği GSMH fert başına Onyedibin USD’ı 12 aya bölersek , 1.416 $ eder. Buda 1416$ x 42₺ =59,500 ₺ eder oysa gerçekler böyle mi? 60 bin ve üzeri emekli maaşı alan kişi sayısını bilen var mı?
Bu ve benzeri onlarca ekonomik sorun olduğuna çoğumuz şahitiz. Pazarlarda artık kalan özürlü ürenleri toplayanlarımı, yoksa ilerlemiş yaşlarına rağmen çöp konteynırlarını karıştıran emekli insanımızı anlatayım. Yoksa yüksek öğretimini bırakmak zorunda kalan gençlerimizi mi….
Ancak ben esas ahlaki deformasyonundan bir iki şeye değinmek istiyorum. Bunuda devletimiz adına kullanan, yani kamu için çalışan sorumlulardan örneklemek istiyorum.
Bizim ödediğimiz vergilerden maaş alan, evine ekmek götüren resmi kurum çalışanları bile çok zaman vatandaşların dertlerine çare olamıyor. Çünkü vatandaşta asi, yasal olmayan bir sürü taleplerine, isteklerine çözüm bulunsun istiyor. Nezaket, letafet, saygı, ahlak kayboluyor. Sinirler geriliyor. Stres artıyor.
Hastaneleri düşünün, garip garip tartışma ve olayları duymuş ya dinlemiş yada bizzat yaşamışsınızdır.
Doktora saldıran hasta yakını mı, yoksa eğitimci öğretmeni döven öğrenci velisi mi…
Ne ararsanız bizde mevcut, var yani. Çünkü Ahlak, saygı, tevazu, kul hakkı kaybedildi. Hak, hukuk ve adalet te yok edilince umut kayboldu, işler karıştı, hayat çekilmez oldu.

Alın size kendimin fotoğrafladığım bir enstantane. Şimdi soruyorum kim şuçlu veya sorumlu ?!!! değerlendirelim lütfen. Yolu yaptıran idare ( karayolları veya belediye ), planı, ihaleyi yapan mühendis, kontrolü yapması gereken teknik personel, işi üstlenen yapımcı taşeron, hızlı seyreden sürücü mü?
Yok yok bilemediniz esas sorumlu üstü başı ıslanan vatandaş yurdum insanları.
Yok hayır hepsi birlikte. Çünkü gördüğü yanlışı kabullenip, ilgili sorumluluğa sahip çıkmayan, maalesef mücadele etmeyen her kişi.
Ahlak kaybolmuş, zerafet ve letafet yok edilmiş, kul hakkı önemlimi ki. Hak, hukuk, adalet kime lazım. ??!!!
Nasıl baş edeceğiz ???!!!
Gününüz neşeli verimli geçsin.
Sağlıcakla kalın, huzurlu olun.

Share
2465 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DOĞANIN UYANIŞI – NEVRUZ

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Nevruz’un anlamı nedir; öncelikle onu bir tarif edelim, karların erimesi, toprağın yeşermesi ve ağaçların tomurcuklanmasıyla, hayatın yeniden canlanmasını ifade eder.      Her yıl 21 Mart’ta gece ve gündüzün eşitlendiği gün kutlanır, Orta Asya’dan Balkanlara kadar geniş bir coğrafyada Türk dünyası ve diğer halkların bolluk, bereket, kardeşlik ve Ergenekon dan çıkışı temsil eder. Türkler için bir diriliş sembolüdür, ortak bir kültürel mirastır, hepimizin bayramıdır aslında, büyük bir bölümümüzde b...
  • BİR OLMALIYIZ!

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Sevgili okurlarım; Kestel Yöre yerel bir gazete olduğu için, normalde bizim öncelikle yerel konuları yazmamız icap eder. Maalesef, yaşadığımız coğrafyada var olan insanlık dramından dolayı, ister istemez  bölgedeki durumla ilgili yazmak zorunda kalıyorum.         ABD’nin başını çektiği finans kapitalizm, İnsanlığın doğal fıtratına taban tabana zıt vahşilikler yapılıyor. Her gün yüzlerce savunmasız masum insanın canına kıyılıyor, insanların yaşam kaynağı olan su şebekeleri, ele...
  • Köy Enstitüleri

    24 Nisan 2026 Yazarlar

         Türkiye’nin eğitim tarihinde özel bir yere sahip olan , yalnızca bir öğretmen yetiştirme projesi değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümün güçlü bir aracıydı.      1940’lı yıllarda, dönemin Millî Eğitim Bakanı  ve eğitimci  öncülüğünde hayata geçirilen bu model, köy çocuklarını eğiterek yeniden kendi köylerine kazandırmayı hedefliyordu. Köy Enstitüleri’nin en dikkat çekici yönü, teorik bilgi ile pratiği bir araya getiren özgün eğitim anlayışıydı.       Öğren...
  • Nereye gidiyoruz

    23 Nisan 2026 Yazarlar

        Değerli okuyucular,      Kıymetli dostlarım.      Bakınız ülkemizde o kadar çok anlayamadığımız şeyler oluyor ki, şaşkınız. Olanları izah etmek mümkün değil. İlgililerin bir açıklama yapması gerekirken, hiç bir şey duymuyoruz. Vatandaş olarak hepimiz kendi düşüncelerimizle izahat yapıyoruz.        Bu ise kaotik durum oluşturan bir süreçtir. Artık hiç bir kurum inanılabilir açıklama yapmıyor, yapamıyor.        Çünkü güven kaybı had safhada. Hukuk sor...