logo

12 Ağustos 2022

SIĞINMACILAR


Av. Can Lafcı
canlafci@kestelyore.com

            Ülkemizde on milyon civarında sığınmacı yaşadığı tahmin ediliyor. Normal bir ülkede tahmin edilmeyip, kayıtlara göre rakam verilmesi gerekirdi elbette ama bizde böyle. Her gün bir kamyonun kasasından sağa sola kaçışan genç erkekleri izliyoruz. Bunlar iyiniyetli midir, ne yer ne içerler, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının güvenliği, yaşam hakkı, sosyal yaşantılarının güvencede olması, mal ve ırz güvenliklerinin korunması ile böylesine bir akının ne derece uyuştuğuna seçmenler karar verecek. Ancak seçimlere daha 1 yıl civarında bir zaman olduğunu düşünürsek; kalan bir yıl içinde korunmayan sınırlarımızdan içeriye daha kaç insan girer bilmek mümkün değil.

            Bu sığınmacı akımı Suriye savaşı ile başladı ve Suriye’den genelde çoluk çocuk yaşlı genç olmak üzere iyi kötü aileler girmişti. Son bir yılda ise Türkiye’ye giriş serbest gibi bir duyuru yapılmışçasına Pakistan, Afganistan gibi ülkelerden hücumlar oldu ve her gelen de ülkemize giriverdi. Gelen bu kişiler 15- 45 yaş arası erkeklerden oluşan bir güruh. Beraberinde getirdikleri aileleri yok. Bu ülkede ne yapacaklar? Neden geldiler? Oluşturdukları veya oluşturtacakları güvenlik sorununa dair bir değerlendirme mevcut mu? Her şey belirsiz.

            Sosyal medyada sığınmacıların taciz görüntüleri, işledikleri suçlar ve benzeri olumsuz pek çok duruma dair videolar dolaşmakta. Birkaç gün içinde önceki olaylar unutulup yenileri gündeme geliyor. Bizim yaşam tarzımız ve kültürümüzle uzaktan yakından ilgisi olmayan ve özellikle kadınlara bakış konusunda son derece geri olan Afgan ve Pakistanlı erkeklerin tamamen kontrolsüz biçimde ülkeye yayılması çok ciddi bir güvenlik sorunudur. Bu sorun şu an yaşanılan ağır ekonomik buhrandan çok daha önemlidir. Kaçınılmaz olarak karşılığında, sığınmacı karşıtlığını doğuracak bu akıma bu kadar gözlerini kapamak, ya da sessiz kalarak onay vermekle hükümetin neyi amaçladığını anlamak güç. Bu insanları ülkeye doldurarak kendisine karşıt olanların yaşam tarzını tehdit etmek hedefleniyorsa bu göç ya da istila her kesimi yakacak. Önümüzdeki yıllarda büyüyerek çözümsüz hale gelecek bu sorun karşısında hiçbir önlem almayan hükümetin ensar-muhacir edebiyatına da karnı doydu milletin.

            Ülkede kaydı olan, oturma izni olan, nerede yaşadığı belli olan sığınmacı sayısı gerçek sığınmacıların yarısı civarında. Düşünün. Ülkemizde kaydı olmayan, hukuken kaçak konumda bulunan 4-5 milyon insan var. Bunların hukuki açıdan derhal sınır dışı edilmeleri gerek. Buna dair bir politika ya da buna dair bir girişim kesinlikle yok. Ülkenin sınır güvenliği kalmamış, kanla alınan topraklar ne idüğü belirsiz kişiler gelip nargile içsin diye açılmış durumda. Doğuracağı vahim sonuçları görmek zor değil. 

            Askerliğini sınırda yapanlar iyi bilir. Sınır karakollarında kocaman bir yazı vardı. Hala var mı bilmiyorum. Hatırladınız mı? HUDUT NAMUSTUR.

Share
570 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DOĞANIN UYANIŞI – NEVRUZ

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Nevruz’un anlamı nedir; öncelikle onu bir tarif edelim, karların erimesi, toprağın yeşermesi ve ağaçların tomurcuklanmasıyla, hayatın yeniden canlanmasını ifade eder.      Her yıl 21 Mart’ta gece ve gündüzün eşitlendiği gün kutlanır, Orta Asya’dan Balkanlara kadar geniş bir coğrafyada Türk dünyası ve diğer halkların bolluk, bereket, kardeşlik ve Ergenekon dan çıkışı temsil eder. Türkler için bir diriliş sembolüdür, ortak bir kültürel mirastır, hepimizin bayramıdır aslında, büyük bir bölümümüzde b...
  • BİR OLMALIYIZ!

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Sevgili okurlarım; Kestel Yöre yerel bir gazete olduğu için, normalde bizim öncelikle yerel konuları yazmamız icap eder. Maalesef, yaşadığımız coğrafyada var olan insanlık dramından dolayı, ister istemez  bölgedeki durumla ilgili yazmak zorunda kalıyorum.         ABD’nin başını çektiği finans kapitalizm, İnsanlığın doğal fıtratına taban tabana zıt vahşilikler yapılıyor. Her gün yüzlerce savunmasız masum insanın canına kıyılıyor, insanların yaşam kaynağı olan su şebekeleri, ele...
  • Köy Enstitüleri

    24 Nisan 2026 Yazarlar

         Türkiye’nin eğitim tarihinde özel bir yere sahip olan , yalnızca bir öğretmen yetiştirme projesi değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümün güçlü bir aracıydı.      1940’lı yıllarda, dönemin Millî Eğitim Bakanı  ve eğitimci  öncülüğünde hayata geçirilen bu model, köy çocuklarını eğiterek yeniden kendi köylerine kazandırmayı hedefliyordu. Köy Enstitüleri’nin en dikkat çekici yönü, teorik bilgi ile pratiği bir araya getiren özgün eğitim anlayışıydı.       Öğren...
  • Nereye gidiyoruz

    23 Nisan 2026 Yazarlar

        Değerli okuyucular,      Kıymetli dostlarım.      Bakınız ülkemizde o kadar çok anlayamadığımız şeyler oluyor ki, şaşkınız. Olanları izah etmek mümkün değil. İlgililerin bir açıklama yapması gerekirken, hiç bir şey duymuyoruz. Vatandaş olarak hepimiz kendi düşüncelerimizle izahat yapıyoruz.        Bu ise kaotik durum oluşturan bir süreçtir. Artık hiç bir kurum inanılabilir açıklama yapmıyor, yapamıyor.        Çünkü güven kaybı had safhada. Hukuk sor...