logo

03 Kasım 2025

Toplum Önce birbirini tanımalı!


Mehmet Güler
mehmet@kestelyore.com

Sevgili okurlarım.
Türkler’le kürtlerin ne farkı var sorusuyla sık sık karşılaşıyoruz.
Sadece, Türkiye de değil bütün dünyada insanlar arasındaki sosyolojik farklılığı sosyal bilimlerin verilerine göre tanı koyuluyor. Yalnız sosyolojik konular değil, bütün olaylar ve olguların gerçeğinin ne olduğu bilimin rehberliğinde tümüyle doğru olarak açıklanabilir.
Karanlıktan kurtulmadan neyin doğru, neyin yanlış olduğunu bilemeyiz, Karanlıktan kurtulup aydınlığa çıkmanın ışığı bilimdir.
Çünkü, bilimde ön yargı, yalan, uydurma taraflı, çıkara dayalı hayali şeyler yoktur gerçek neyse olduğu gibi ortaya koyulur .
Bilimsel gerçeklerden korkmayalım, gerçeklerin bize hiç bir zararı olmaz. Ayrıca, doğru ve güzel şeyler yapmamız için bize çok kolaylık sağlar. Bu bağlamda Türklerle kürtlerin arasında ne gibi farklar olduğunu bildiğim kadarıyla ifade edeyim.
İsimleri farklı, Türklerin ismi Türk, kürtlerin ismi kürttür.
Dilleri farklı, Türkler türkçe konuşur, kürtler kürtçe konuşur.
Tarihleri farklı, Türkler milattan sonra 1071 de Anadolu’ya gelmiş, kürtler milattan önce 1000 yılında Mezopotamya’ya gelmişler.
Örgütlenme biçimleri farklı, Türklerin örgütlenmesinde belirleyici araç devlet olmuş, kürtlerin örgütlenmesinde belirleyici araç aşiret olmuştur.
Türkler, kendi kaderini kendi belirliyor, kürtlerin kaderini başkaları belirliyor.
Türkler, türklüğü savununca milliyetçi oluyor, kürtler kürtlüğü savununca bölücü oluyor.
Kısacası, Bilimsel gerçeklerle yüzleşmeden ne sağlıklı birliktelik yaparız, ne de maddi ve manevi sorunlarımızı çözeriz. Toplumlar, birbirini tanımazsa birbirine yabancılaşır doğal ve sağlıklı birliktenlik yapamaz.
Ama, birbirini Bilimsel verileri esas alarak tanırsa, o zaman birlik olmanın önündeki bütün engeller ortadan kalkar. Yani, zorla güzellik olmaz ne yaparsak rızalıkla ve iyilikle yapmalıyız.
Sevgili okurlarım. Mustafa Kemal dünyada herkesin kabul ettiği uluslararası çapta devrimci bir liderdir.
Türkiye de iki kesim Atatürk’e çok büyük haksızlık yapıyor.
Birinci kesim; onun gerçekliğini Bilimsel manada bilmeden ona tapanlar ,bu zevatlar kendi defolarını gizlemek için Atatürkçülüğü maske olarak kullanıyorlar.
İkinci kesim; sahte Atatürkçülerin toplumda yarattığı olumsuzluktan faydalanarak, sanki suçlu Atatürk’müş gibi Atatürk’ü hedef göstererek, kendi zorba düzenini pekiştiriyorlar.
Böyle büyük bir devrimciye, benim düşünceme göre ciddi anlamda haksızlık yapılıyor. İleriki sayılarda bu konuda bir yazı kaleme alacağım.

Share
2606 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DOĞANIN UYANIŞI – NEVRUZ

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Nevruz’un anlamı nedir; öncelikle onu bir tarif edelim, karların erimesi, toprağın yeşermesi ve ağaçların tomurcuklanmasıyla, hayatın yeniden canlanmasını ifade eder.      Her yıl 21 Mart’ta gece ve gündüzün eşitlendiği gün kutlanır, Orta Asya’dan Balkanlara kadar geniş bir coğrafyada Türk dünyası ve diğer halkların bolluk, bereket, kardeşlik ve Ergenekon dan çıkışı temsil eder. Türkler için bir diriliş sembolüdür, ortak bir kültürel mirastır, hepimizin bayramıdır aslında, büyük bir bölümümüzde b...
  • BİR OLMALIYIZ!

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Sevgili okurlarım; Kestel Yöre yerel bir gazete olduğu için, normalde bizim öncelikle yerel konuları yazmamız icap eder. Maalesef, yaşadığımız coğrafyada var olan insanlık dramından dolayı, ister istemez  bölgedeki durumla ilgili yazmak zorunda kalıyorum.         ABD’nin başını çektiği finans kapitalizm, İnsanlığın doğal fıtratına taban tabana zıt vahşilikler yapılıyor. Her gün yüzlerce savunmasız masum insanın canına kıyılıyor, insanların yaşam kaynağı olan su şebekeleri, ele...
  • Köy Enstitüleri

    24 Nisan 2026 Yazarlar

         Türkiye’nin eğitim tarihinde özel bir yere sahip olan , yalnızca bir öğretmen yetiştirme projesi değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümün güçlü bir aracıydı.      1940’lı yıllarda, dönemin Millî Eğitim Bakanı  ve eğitimci  öncülüğünde hayata geçirilen bu model, köy çocuklarını eğiterek yeniden kendi köylerine kazandırmayı hedefliyordu. Köy Enstitüleri’nin en dikkat çekici yönü, teorik bilgi ile pratiği bir araya getiren özgün eğitim anlayışıydı.       Öğren...
  • Nereye gidiyoruz

    23 Nisan 2026 Yazarlar

        Değerli okuyucular,      Kıymetli dostlarım.      Bakınız ülkemizde o kadar çok anlayamadığımız şeyler oluyor ki, şaşkınız. Olanları izah etmek mümkün değil. İlgililerin bir açıklama yapması gerekirken, hiç bir şey duymuyoruz. Vatandaş olarak hepimiz kendi düşüncelerimizle izahat yapıyoruz.        Bu ise kaotik durum oluşturan bir süreçtir. Artık hiç bir kurum inanılabilir açıklama yapmıyor, yapamıyor.        Çünkü güven kaybı had safhada. Hukuk sor...