logo

09 Mayıs 2026

Üç Fidan


Hayrettin BULUT
bhayrettin063@gmail.com

     Türkiye’nin yakın tarihine damga vuran isimlerden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan in—kamuoyunda “Üç Fidan” olarak anılır— yalnızca bir dönemin gençlik hareketinin simgeleri değil, aynı zamanda ulusal egemenlik, bağımsızlık ve hak arayışı tartışmalarının da güçlü figürleridir.

     Onların hikâyesi, Türkiye’de devlet, demokrasi ve insan hakları arasındaki gerilimi anlamak açısından hâlâ güncelliğini korur.

     Bu üç genç, Türkiye’nin dışa bağımlılıktan kurtulması gerektiğini savunurken, ulusal devlet fikrini yalnızca sınırlarla değil, ekonomik ve siyasi bağımsızlıkla birlikte ele alıyordu. Onlara göre gerçek anlamda bir “milli devlet”, halkın iradesinin eksiksiz tecelli ettiği, dış müdahalelerden arınmış bir yapı olmalıydı.

     Bu bakış açısı, bugün de farklı kesimlerde yankı bulan bir tartışmanın temelini oluşturuyor:

     Ulusal egemenlik mi, küresel entegrasyon mu?

     Ancak Üç Fidan’ın mücadelesi yalnızca ulusal bağımsızlıkla sınırlı değildi. Aynı zamanda daha eşitlikçi bir toplum, daha katılımcı bir demokrasi ve temel hakların genişletilmesi taleplerini de içeriyordu. Bu yönüyle onların mücadelesi, klasik devletçi anlayıştan ayrılarak “milli ama halkçı” bir çizgiye oturuyordu.

     Bugün demokrasiyi yalnızca seçimlerden ibaret gören anlayışlara karşı, onların vurguladığı aktif yurttaşlık ve toplumsal adalet kavramları dikkat çekici bir karşı argüman sunuyor.

     Öte yandan, devletin güvenlik refleksi ile bireysel hak ve özgürlükler arasındaki denge meselesi, Üç Fidan’ın yargılanma ve idam sürecinde en sert biçimde ortaya çıktı. Bu olay, Türkiye’de hukuk devleti ilkesinin, insan haklarının ve adil yargılanma standartlarının ne ölçüde korunabildiğine dair uzun yıllardır süren tartışmaların da merkezinde yer aldı.

     Demokrasi yalnızca çoğunluğun kararı değil, aynı zamanda azınlıkta kalan görüşlerin de güvence altına alınmasıdır. Bu açıdan bakıldığında, geçmişte yaşananlar bugüne önemli dersler bırakmaktadır.

     Bugün geriye dönüp bakıldığında, Üç Fidan’ın temsil ettiği değerler farklı ideolojik perspektiflerden yorumlanabilir. Kimileri onları devrimci bir hareketin öncüleri olarak görürken, kimileri ise genç yaşta hayatını kaybetmiş, dönemin sert siyasi ikliminde savrulmuş figürler olarak değerlendirir. Ancak üzerinde uzlaşılabilecek nokta şudur: Onların hikâyesi,  Türkiye’de demokrasi, insan hakları ve ulusal egemenlik arasındaki ilişkinin ne kadar hassas ve çok katmanlı olduğunu gösterir.

     Sonuç olarak, Üç Fidan yalnızca geçmişin bir hatırası değil; bugünün ve geleceğin tartışmalarına ışık tutan birer semboldür. Ulusal devletin gücü, ancak demokratik meşruiyet ve insan haklarına saygıyla anlam kazanır. Mücadeleci ruh ise, şiddetten ziyade fikirlerin özgürce ifade edilebildiği bir zeminde gerçek değerini bulur. Türkiye’nin yolu da tam burada kesişir: Güçlü bir devlet, derin bir demokrasi ve vazgeçilmez insan hakları.

     “Atam açtığın yolda gösterdiğin hedefe hiç durmadan yürüyeceğimize  Ant içeriz “

     Ne Mutlu Türküm diyene

Share
3236 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • YOK MU BU SESİ DUYACAK BİR BABAYİĞİT?

    13 Ağustos 2026 Yazarlar

         Bu ses neden duyulmuyor..?      Bu ilçede, Bir oda başkanı çıkıp, “Yaptığım görevden utanıyorum” diye isyan edebiliyor.      Çiftçinin sesinin duyulmadığını, artan maliyetler altında ezildiğini haykırıyor.      Aslında, “Yaptığım görevden utanıyorum” derken, ülkeyi yönetenlerin utanmaz olduğunu vurguluyor.      Ülkenin hiçbir kurumunda liyakat kalmamış, TÜBİTAK’ın başına, hayvanat bahçesi müdürünü atadıklarından bitmişti bu iş a...
  • Milletvekillerinin çabasını takdir ediyorum

    13 Ağustos 2026 Yazarlar

         Sevgili okurlarım; Adı ne olursa olsun, asıl amacı 40 yıldan fazla süredir devlet ile PKK arasında süren silahlı çatışmaya  son noktayı koyma yasası mecliste 467 millet vekilinin oyuyla kabul edildi.      Yani bu 12 maddelik çerçeve yasanın Türkiye’nin başka her hangi bir sorununu çözmeyle alakası olan bir yasa değil. PKK’nın feshini ve dolayısıyla uzun senelerdir devletin PKK ile  savaşını sonlandırmayı hedefliyor.      Ne yalan söyleyeyim, ben son yıllarda kendi...
  • Türkiye Yeni Bir siyasi  Dönemin Eşiğinde

    03 Ağustos 2026 Yazarlar

         Yeni değişim derken; sn. Özgür Özel'in yeni partisi Türk siyasi tarihinde benzeri olmayan bir örnekle,  siyasi tarihinde yerini ana muhalefet partisi olarak aldı.      Türk siyaseti zaman zaman köklü kırılmalara sahne olmuştur.      Bugün de siyaset kulislerinde en çok tartışılan başlıklardan biri, Özgür Özel'in öncülüğünde şekillendiği öne sürülen yeni siyasi hareketin nasıl bir etki oluşturabileceğidir.  Henüz yolun başında olmasına rağmen, bu oluşumun siyasete ...
  • ÖNCE KAFA YAPISI DEĞİŞMELİ..!

    02 Ağustos 2026 Yazarlar

         Sevgili okurlarım;     Bizim köylü, Dursun amcanın benim yaşıtım Keko isminde bir  oğlu  vardı. Keko, bir gün evden kaçmış, yaklaşık bir ay sonra Keko’nun annesi evlerinin güney tarafındaki yoldan takım elbiseli bir gencin geldiğini görüyor, tanıyamadığı için kocasına dönüp “Dursun  ağa, şu yamaçtan gelen delikanlı kimdir acaba” diye soruyor. Dursun amca o tarafa bakıyor ve gelenin, oğlu Keko olduğunu anlıyor karısına dönüp şöyle bir cevap veriyor “Şahhanım o gelen bizim sıpamız fakat s...