logo

14 Ocak 2019

UMUT


Çeşitli iş veya meslekte çalışanlar, sorumlulukları farklı olan eşit insanlardır. Umutsuzluk, yalnızlık duygusundan doğar. İmece, kooperatif, siyasi parti, dernek gibi etkinlikler, yalnızlık duygusunu yenmek için bir örgütlenmedir. Hedef, manevi ve maddi gücümüzü büyütmektir. Doğada, değişime ayak uyduran yaşamaya devam eder.
Zaman, gelişen bir rastlantılar, etkileşimler ve oluşumlar sürecidir. Zaman, dördüncü boyuttur. Üç boyutun dışındadır. Yeni durumlar için çözüm üretmek zorunludur. Yaşanan, geride kalmıştır.
Dünyayı yorumlamak yeterli olmaz. Sorun, dünyayı değiştirerek çözümlenir. Bir aracın ortaya çıkması için, önce ona olan ihtiyacın ortaya çıkması gerekir. Her gelişmeyi, teoriyi, felsefi ilkeyi zamanın koşulları içindeki yeri ve anlamı çerçevesinde değerlendirmek gerekir. İnsanlar, ihtiyaçlarını, bilinçli aradıkları zaman, bulurlar.
Emeğin karşılığı olan ücretin, emekçinin sorumlulukları düşünülerek belirlenmesi gerekir. Emekçinin de her insan gibi hayat ağacını devam ettirme hakkı ve görevi vardır. Evlenmek, çocuk sahibi olmak hak ve görevi vardır. Asgari ücretin belirlenmesinde, hiç olmazsa “anne, baba ve bir çocuktan” oluşan üç kişilik bir aile düşünülmelidir.
Emekçilerin gazetesi, televizyonu, radyosu olmalı… Hepsinden önemlisi, ideolojik ve siyasal beraberliği olmalı… İdeoloji, sınırları belirlenmiş bilgidir. CHP’nin Altı Ok’u ideolojidir. Örgütlenmek, başarılı olmaya katkı yapar. Bir elin nesi var, iki elin sesi var, denir.
İnsanı mutlu eden toplum örgütlenmesini oluşturmak için mücadele etmek gerekir. Bir nesnenin taşıdığı anlam, insanın hissettiği duygu ile karşılık bulur.
İnsan, bir yere ait olmalı… Bir şeyin parçası olmalı… İnsan, bütüne ait olma, bütünün parçası olma duygusu ile yaşar. Bu duygu, en kuvvetli olarak, ailede hissedilir. Vatan, millet, devlet, ümmet kavramları da insana, bütüne ait olma, bütünün parçası olma duygusu verir. Vicdan duygusu, bilgiyle, bilinçle, özenle hissedilir.
Baskılar ve yasaklar, insan ilişkilerini ve inançlarını sınırlayıp bunalıma sebep olur. Manevi ve maddi baskı ve yasak, umutsuzluk meydana getirir. Dünya ölçeğinde olan insanlar arası hak ve ödevler, herkese serbest olmalı…
İnsanda, paylaşma, bölüşme duygusu önemlidir. Mutluluk, paylaşarak, bölüşerek artar. Üzüntü, paylaşarak, bölüşerek azalır. Paylaşmakta, bölüşmekte, bütüne ait olma, bütünün parçası olma duygusu da etkili olur. Toplum kurallarına, “saygı, bilgi, bağımsızlık, sorumluluk” kavramlarına göre uymalıyız.
Her sabah, dünya yeniden kurulur. Her sabah, taze bir başlangıçtır. Döviz borsası her sabah yeniden kurulur. Döviz kuru, her gün yeniden belirlenir. Üreten, özgürdür. Tüketen, üretene bağımlıdır.
Umudu sürdürmek, hedefe yönelmek, mücadeleye devam etmek, yaşam sevincini üretmek, iyi olmak, demektir. İnsan olmak, geleceğe umutla bakmak, düşlerle beslenmek, okumak, daha iyisini istemek, fala, şansa ilgi duymak, şans oyunları oynamak, milli piyango bileti almak gibi düşüncelerle yaşamaya çalışırız. Karşımıza çıkan engelleri aşmak için çaba harcarız. Ahmet Haşim, hayatı, basamakları çıkılan bir merdivene benzetmiş. Tevfik Fikret, hayatı, gidilen dikenli ve çakıllı bir yola benzetmiş.
Demokratik toplum, “bireylerin, firmaların, sektörlerin, sınıfların” aralarındaki ortak çıkarları geliştirmek, ulusal refahı ve bireylerin mutluluğunu artırmak gibi özellikler taşır. Siyasi partiler, toplumun ilerlemesi için rekabet eder. Ulusal çıkarları kollamak için yarış gerekir. Bireyler, “işlerinde, evde, arkadaş ortamında” ortak yarar ve mutluluk oluşturacak düşünceler geliştirmeli…
Kadercilikte her şeyden Allah sorumludur. Sorumluluk, gökyüzündedir. Determinizmde sorumluluk, içinde yaşadığımız şartlardadır. Sorumluluk yeryüzüne inmiştir. Varoluşçuluk felsefesine göre dünyada olan şeylerden insanlar sorumludur. Sorumluluk her insana verilmiştir. Üç sorumluluk türünü de düşünüp karar vermek gerekir. Sorumluluk duygusu ve umut duygusu birbirini tamamlar.
Başarılı olmak için, ulaşılabilecek hedeflere yönelmek ve içinde bulunduğumuz konuma uygun hedefler belirlemek gerekir. Hayallerin gerçeklere uygun olması gerekir. Hayatın sürdüğü yerde, “umut, sevgi, güzellik” sürecektir.
Zamanın ruhu kavramı, içinde yaşadığımız zamandaki dünya şartlarını ifade eder. Her kuşak, içinde yaşadığı “zamanın ruhu”na uygun eserler verir.

Share
656 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TRT, İBB DAVALARI VE SN. BAHÇELİ

    04 Nisan 2026 Yazarlar

         Bu yaşlara geldik, uzun bir sürede yönetici olarak siyasetin içinde olduk, nelere şahit olduk, neler yaşadık ve ne liderler gördük, oturup yazsak kitap olur. Ama, bir kişi var ki, hükümetin de destekçisi, aslında ortağı olan MHP’nin lideri Devlet Bahçeli, ya bilerek veya bilmeyerek yapıyor, söyledikleri ile toplumu oyalıyor ve kandırıyor, sn. Bahçeli, ekonomiyi desteğiniz sayesinde birlikte batırdınız diyebiliriz. Ama, hala bu tek adam rejiminden vazgeçmiyorsunuz, sonra da birlik olalım, iç cepheyi güçlendirelim diyors...
  • BOZBEY TUTUKLANIRSA NE OLUR…?

    31 Mart 2026 Yazarlar

         Seçimle alınamayan yerler, bir dizi operasyonlarla alınmaya devam ediyor.      Bunun en büyük örneklerinden birisi; İSTANBUL...     İstanbul da, CHP Meclis üyelerinin çoğunlukta olması, belediyenin haliyle CHP'de kalmasına sebep oluyor.     Ama, Bursa öyle değil…      Bir çok il de olduğu gibi, seçmenin iradesine ipotek vuruluyor, seçmenin kararına saygı gösterilmiyor…      Burada şu soru akla geliyor.  ...
  • SU

    30 Mart 2026 Yazarlar

    Su yoksa hayat da yoktur. Su hayattır, su kutsaldır Suyun aktığı yerde medeniyet yeşerir, yolun geçtiği yerde insan çoğalır. Tarih boyunca yerleşimler nehirlerin kıyısında kurulmuş, savaşlar bile suya erişim için verilmiştir. Bugün de değişen bir şey yok; sadece mücadelenin biçimi daha karmaşık, daha görünmez. Peki, böylesine hayati bir kaynağa sahip olduğumuz hâlde neden susuzluk konuşuyoruz? Türkiye, coğrafi olarak “su zengini” bir ülke değildir; aksine “su stresi yaşayan” ülkeler kategorisine giderek ya...
  • BU ŞARTLARDA BAYRAM KUTLAMAK..!

    20 Mart 2026 Yazarlar

    Sevgili okurlarım; Eğer, Ordular karşılıklı çatışıyorsa onun adı savaştır. İnsanlık tarihine bakarsak sadece Orduların savaştığı savaşlar, savaş olarak kabul edilmiştir. Silahsız, savunmasız masum insanlara yapılan katliamlar, insanlık suçu olarak kabul edilmiştir ve bu suçu işleyenler, Birleşmiş Milletler kararlarına göre yargılanması gerekiyor. Bu bağlamda, Gazze’yi yerle bir edip, on binlerce savunmasız masum insanı katleden katil Netanyahu ve siyonist İsrail devletine karşı çıkan, Türkiye ve İran devletleri dışında, düny...