Son Dakika


Gazetemizin geçen sayısında, Suriye için yazdıklarımla ilgili bir okurum, sosyal paylaşım sitesinde yazımıza yorum yapmış.
Sevgili okurum; duyarlılığından dolayı sana çok teşekkür ediyorum. Söylediklerine katılıyorum, altına imzamı atıyorum. Takdir edersiniz ki, Suriye halkı çok büyük savaş veriyor. Bu savaşta, Suriye’nin halkı ve ordusu yüz binlerce şehit verdi. Vatanını bölmeye, devletini yıkmaya çalışan emperyalistlere, siyonistlere ve işbirlikçileri, vatan hainlerine karşı verdiği bu zorlu savaşta, yüreğim komşumuz ve kardeşimiz Suriye halkının yanındadır. Bir de bizim hayati bir mesele daha var. Dış güçlerin vatanımıza, devletimize karşı planları olduğunu hepimiz biliyoruz. Suriye halkının direnişi bu planları boşa çıkarma da hayati önem arz ediyor. Şimdi sizin söz konusu ettiğiniz, Türkiye’ye kaçan Suriyelilerle ilgili fikirlerimi ifade edeyim. Biz, yaşlı, çocuk, kadın, erkek vatanı için top yekün savaşmış bir milletin torunlarıyız. Yani savaş anında hiçbir ferdimiz vatanını terk etmemiş herkes savaşmış. Bu olay dünya tarihinde ilktir ve tektir, başka bir eşi benzeri yoktur. Ulu Önder Atatürk’ün; “Söz konusu olan vatansa, gerisi teferruattır” sözü bize ruh ve hayat veren ilke olmuştur. Onun için savaş anında, ülkesini terk etmek, hiçbir Türk’ün kitabında yazmaz. Bana göre, Suriye’lilerin ülkesini bırakıp kaçmalarının mazur görülecek bir tarafı yoktur. Yaşlı ve çocukların Türkiye’ye gelmesi bir parça hoş görünebilir. Dış güçler vatanını parçalıyorlar, devletini yıkıyorlar, sapa sağlam milyonlarca genç insan gelmiş sırtımıza yük olmuşlar. Böyle bir şeyin mazareti ve izahı da olamaz. Kendileri yetmiyormuş gibi, habire çocuk yapıyorlar. Rızkımız kendilerine veriliyor, askerlerimiz vatanları için savaşıp şehit oluyorlar, onlar utanmadan, sıkılmadan ortalıkta dolaşıyorlar. Bu kabul edilecek bir durum değildir. Nasıl insanların yüzüne bakıyorlar anlayamıyorum. Mazlumları himaye etmek, millet olarak tarihi mirasımızdır, başımızın üstünde yeri vardır. Ancak, vatan hainlerini beslemek, töremize yakışmaz, bize hakarettir. Din, vatan, milliyetçilik gibi bizi var eden temel değerlerimizin özü yok edilerek, posası bize sunulmaktadır. Vaziyet böyle olunca, vatan hainliği kavramı da Türkiye’de değişmiştir. Onun için vatan hainlerini besliyoruz.
Bu gidiş, doğru bir gidiş değildir. Acilen temel değerlerimizi maddiyat ve makam peşinde koşanların sömürü ve zulüm aracı olarak kullanmalarına engel olmamız gerekir. Bugün engel olmazsak, yarın çok geç olacak, değerlerimiz elimizden gider, bir daha geri alamayız.
Bu anlamda, vatan hainlerine müsamaha göstermek ve himaye etmek, milletimizin şanına, şerefine, töresine, geleneğine ve değerlerine yakışmaz diyorum. Yetkililerden özümüze layık olanı yapmalarını temenni ediyorum.
Ortadoğu ülkeleri krtikik bir süreçten geçiyor. Bu nedenle katı, ideolajik ve meshepçi davranıştan kaçınmamız gerekir. Bütün bölge halklarını birleştiren, kaynaştıran, esnek ve yapıcı bir siyasi davranış sergilenmeli, amelimiz bu doğrultuda olmalıdır. İçine düştüğümüz bu kaos ve kargaşadan ancak kapsayıcı birliktelik yaparak kurtulabiliriz. Şu anda vatanlarımız söz konusu olduğu için, teferruatlarla uğraşmamızın anlamı da, gereği de yoktur. Önceliğimiz, bölge halklarının ortak çıkarları olmalıdır. Dar, küçük hesapların heba ve heveslerimizin zamanı değildir. Var olmak kavgası verdiğimiz bu süreci atlatalım sonrası Allah Kerim. Aksi taktirde bölgedeki yangın hepimiz yakar, geride külümüzden başka bir şeyimiz kalmaz.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
04 Nisan 2026 Yazarlar
31 Mart 2026 Yazarlar
30 Mart 2026 Yazarlar
20 Mart 2026 Yazarlar