logo

12 Mayıs 2023

Ya Adalet için, ya da dikta için oy vereceğiz


Mehmet Güler
mehmet@kestelyore.com

     Sevgili okurlarım; Türkiye halkı 2 gün sonra sandık başına gidiyor. Adayların seçim kampanyası süreci hakkında  bir kaç söz söyleyeceğim. Tam olarak bilmiyorum. Ama, dünya tarihinde hiç bir ülkede bu kadar rezil bir seçim yarışı olmamıştır .

     Yalan dolan, iftira, dedikodu, fitne, kışkırtma. Yani insanları aşağılayıcı ne kadar kötülük varsa, Türk toplumuna yapıldı. Özelikle, sayın Erdoğan, iyice zıvanadan çıktı. Konuştuğu zaman  zannedersin AK Partiyle PKK milletvekili seçimi yarışında. Kendiside, Abdullah Öcalan’la cumhurbaşkanlığını kazanmak için yarışıyor.

     Bu anlayışı, bu nasıl üslubu  anlamak mümkün değil. Akılla mantıkla izah edilecek gibi değil. Devlet felç olmuş, ortada hiç bir kurum kalmamış, sadece kağıt üzerinde isimleri var. Erdoğan, Türkiye’yi aşiret ağası gibi yönetiyor. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi dedikleri ne idüğü belirsizlik sistem iflas etmiş,  devletin kurumsal niteliği yok olmuş, işsizlik ve hayat pahalılığı milletin belini bükmüş, kışkırtma ve fitne yapılarak toplumun düşman cephelere bölünmüş, daha doğrusu iş yok, aş yok, birlik beraberlik yok,  insanlar çaresiz, yarın ne duruma düşecekleri belli değil, Türkiye’nin bu hale gelmesinin sorumluları AK Parti ve başındaki Erdoğan’dır. Her şey ayan beyan ortada, Türkiye toplumu AK Parti iktidar olduğu 2002’nin maddi ve manevi  çok gerisindedir. Yani tamı tamına 20 yıldır iktidardalar, Türkiye halkı onları iktidara getirdiği günden çok daha kötü durumda. Bilim insanları, Türkiye’nin gelişmesine ve ilerlemesine katkı sunmuyorlar veya sunamıyorlar. Zira, başımızda her şeyi bilen bir aşiret ağası olduğu için, onun sözünün üstüne söz söylersen ya yalaka medya tarafından linç edilirsin, ya da cezaevini boylarsın. Dolayısıyla, fikir insanları atıl duruma düştü,  koca koca profesörler toplumun başına bela olmuş bu bozuk düzeni, aklamak için sirk cambazına döndüler.

     Halbuki  entelektüel insanlar   statükoya veya egemen otoriteye göre, fikir beyan etmezler. Hakikatlere göre fikir beyan ederler. Türkiye, öyle bir noktaya gelmiş ki, Bilim insanı katagorisinde kabul ettiğimiz insanlar, statükonun ve egemen otoritenin kuklası konumuna düşmüşler, televizyon kanallarına çıkıyorlar, kahve dedikodusu benzeri çene yarıştırıyorlar. Adaletsiz bozuk düzenin, mağdur ettiği milyonlarca insanın acısına çare olacak en ufak bir düşünsel çabaları yok. İnsan türünde nitelikli ve faydalı bedensel  üretime, düşünsel üretim öncülük etmiştir. Bu anlamda fikir insanı toplumun beyni gibidir nasıl ki, bir insanın beyni normal işlevini kaybedince o insan normal konumunu kaybediyorsa, bir toplumda da fikir insanı işlevi kaybedince, normal konumunu kaybeder. Türkiye’yi bu noktaya getiren asıl mesele cehalettir, bizi yöneten kurnazların tek dayanağı bizim cehaletimizdir. Biz cahil olduğumuz için, kendi yalanlarını bize doğruymuş gibi yutturuyorlar. Türkiye toprağı dünyanın en verimli toprağıdır.  Böyle bir ülkede, dış ülkelerden gıda maddeleri alıyoruz, bolluk içinde yaşamamız gerekirken, biz açlıkla cebelleşiyoruz, neden bu haldeyiz hiç düşünüyor muyuz? Düşünmüyoruz, zaten düşünseydik bu durumda olmazdık. Konu çok basit beyniyle, bedeniyle nitelikli bir şekilde üretmeyen toplumun sonu hüsrandır .

     Sayın Erdoğan, sürekli hedef şaşırtıyor PKK diyor. FETÖ diyor. Dış güçler diyor, o diyor, bu diyor.  Ama, topluma ızdırap çektiren asıl meseleyi hiç dilinin ucuna getirmiyor.  Çünkü, işsizlik derdi yok, pahalılık derdi yok, açlık derdi yok, kira derdi yok ,deprem mağduru değil, köşklerde, saraylarda yaşıyor, yediği önünde yemediği arkasında, keyfi yerinde  toplumun en mağdur kesimi can derdinde,  o makamını koruma derdinde. Bu saatten sonra Türkiye var olan sistemle yürüyemez, önce bu ucube sistemden  kurtulmamız lazım.  Sonra devlet kurumlarına dinamik bir işlev kazandırmalıyız ve hiç vakit kaybetmeden acil bir şekilde  özelikle tarım ve hayvancılıkta üretim örgütlenmesini uygulamalıyız. Var olan örgütleri destekleyerek, çiftçilerin daha iyi üretmesi için her türlü olanağı sunmalıyız. Devlet başta Ziraat odaları olmak üzere, bütün çiftçi örgütleriyle sıkı bir işbirliğine girmeli ve çiftçileri destekleme konusunda hiç tereddüt etmemeli. Türkiye’yi selamete çıkarmak istiyorsanız, önce tarım ve hayvancılıkta sağlıklı işleyen bir üretim modeli kurulmalı, sonra üretilen üründen elde edilen imkanlar adalete uygun olarak paylaşılmalı.

     Bu manada önemli olan kurulan sistemim adı değildir,  önemli olan üretime ve adalete uygun mu değil mi  bakış açımızın temel noktası bu olmalı.

     Pazar günü sandık başına giderken, nasıl bir cumhurbaşkanı başa gelsin istiyoruz, önce düşünelim sonra oy verelim .

     Ekip ile çalışan Demokrat bir cumhurbaşkanı mı, yoksa kafasına göre takılan cumhurbaşkanı mı istiyoruz.

     Önce sarayım, koltuğum diyen cumhurbaşkanı mı, yoksa önce adalet diyen cumhurbaşkanı mı istiyoruz.

     Her şeyi bilirim diyen cumhurbaşkanı mı, yoksa uzman insanlarla istişare yaparak çalışan cumhurbaşkanı mı istiyoruz.

     Türkiye’yi üretimden koparıp krize sokan Erdoğan’a mı oy vereceğiz. Yoksa  krizden kurtarma umudu veren Kılıçdaroğlu’na mı  oy vereceğiz.

     Yani her insan merhametine ve insafına göre oy verecekler.

Ya saray  diktası, diyecek yada halk için adalet diyecek.. Ya diktadan ya da, adaletten yana olacağız, bu işin ortası kalmamış.

Share
498 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Türkiye Yeni Bir siyasi  Dönemin Eşiğinde

    03 Ağustos 2026 Yazarlar

         Yeni değişim derken; sn. Özgür Özel'in yeni partisi Türk siyasi tarihinde benzeri olmayan bir örnekle,  siyasi tarihinde yerini ana muhalefet partisi olarak aldı.      Türk siyaseti zaman zaman köklü kırılmalara sahne olmuştur.      Bugün de siyaset kulislerinde en çok tartışılan başlıklardan biri, Özgür Özel'in öncülüğünde şekillendiği öne sürülen yeni siyasi hareketin nasıl bir etki oluşturabileceğidir.  Henüz yolun başında olmasına rağmen, bu oluşumun siyasete ...
  • ÖNCE KAFA YAPISI DEĞİŞMELİ..!

    02 Ağustos 2026 Yazarlar

         Sevgili okurlarım;     Bizim köylü, Dursun amcanın benim yaşıtım Keko isminde bir  oğlu  vardı. Keko, bir gün evden kaçmış, yaklaşık bir ay sonra Keko’nun annesi evlerinin güney tarafındaki yoldan takım elbiseli bir gencin geldiğini görüyor, tanıyamadığı için kocasına dönüp “Dursun  ağa, şu yamaçtan gelen delikanlı kimdir acaba” diye soruyor. Dursun amca o tarafa bakıyor ve gelenin, oğlu Keko olduğunu anlıyor karısına dönüp şöyle bir cevap veriyor “Şahhanım o gelen bizim sıpamız fakat s...
  • KOLTUKTAR OĞLU

    01 Ağustos 2026 Yazarlar

         Biz, Kestel’de doğmuş büyümüş o dönemin gençleri olarak, işimiz hep spor yapmak oldu. Siyasete hiç bulaşmadık diyebilirim, mükemmel bir arkadaş grubumuz vardı, sevgi, saygı, dostluk hepsi vardı, kaybettiklerimiz oldu ışıklar içinde uyusunlar, onları hiç unutmadık bu grubun yaşları bu gün 60 ile 72 arasıdır. Gerçekten, Kestel de bizden sonra gelen nesile çok iyi örnek olduk diyebilirim, bu gün hala bir araya geldiğimizde sarılırken, kemik sesi gelir.        Bunları niye yazdım çok güzel ...
  • HAKETMEYENLER KOLTUKTA..!

    01 Ağustos 2026 Yazarlar

         Ülkemizde olduğu gibi, her yerde CHP’nin içi boşaltıldı.      Sarayın Butlancısı, Kılıçdaroğlu’nun kurultaya gitmeme kararı sonrası yaşanan gelişmeler ve istifalar sonucu ana mualefette bulunan CHP, beşinci parti durumuna düştü.      Kimileri için baba ocağından istifa etmek, evladından ayrılmak gibiydi.      Elli yıllık partililer, 40 yıllık partililer, Kılıçdaroğlu’nun ve onun çıkarcı gurubunun bitirdiği partiyi terk etmek zorunda kaldılar.  ...