logo

23 Ağustos 2021

YANGINLAR, ACİZLİK VE KARAMSARLIK


Av. Can Lafcı
canlafci@kestelyore.com

Günlerdir süren orman yangınları hepimizin içini yaktı. Yakmaya da devam ediyor. Ağaçların, yeşilin kaybolması kadar, yaban hayatının ve orman canlılarının hayatlarını kaybetmeleri de bir o kadar acıklı. İlk günden bu yana görülen, önü alınamaz büyük bir gerçek de şu: Hükümet ülkedeki sıkıntılara müdahale edemez durumda. Bunda kendi iç sorunlarına gömülmüş olmalarının, milletin gündemi ile hükümetin gündeminin farklı oluşunun etkisi büyük elbette.

Bürokratların, alt kadroların kesinlikle yetersiz oluşu, Türk Hava Kurumu gibi, Kızılay gibi kurumların yönetilemediği gerçeği artık saklanamaz bir hal aldı. İktidarı koruma kaygısıyla toplumun kutuplaşması, düşmanlaşmanın kendinden olmayan herkesi hain ilan etme noktasına varması, ülkedeki insan kaynağının da kullanılamaz hale gelmesine neden oldu. Günlerdir yangınla mücadeleyi sadece vatandaşların ve fedakâr personellerin sürdürmesinden de bu durum anlaşılıyor. 

Mehmet Metiner bile dayanamayıp “Cumhurbaşkanımıza afet bölgesinde millete çay attıranlar kimler” gibi tuhaf bir açıklama yapmak zorunda kaldı. Cumhurbaşkanı’nı eleştirmeyim derken aslında hakarete varan bir açıklama yapmış oldu. Ancak Cumhurbaşkanı’nın yangın felaketi yaşamış insanlara çay fırlatması gibi anlaşılması mümkün olmayan bir iş yapıyor olması, gerçekten de halkın gerçekliğinden tamamen kopulduğunu gösteriyor. En ateşli iktidar savunucuları bile bu çay fırlatma meselesini savunacak argüman bulamadılar.

Bakırköy kadar nüfusu olan Yunanistan’ın otuz civarı yangın söndürme uçağı ile müdahale ettikleri gerçeği ortada. Ülkemizde ise neler yaşandı?

– THK Başkanı düğünde (nikâhtayım diye düzeltti sonradan),

– THK uçakları çalışmaz halde hangarda ( İnternetten haritalar kısmında hangarlar sansürlendi. Uçakları görmeyelim diye)

– Cumhurbaşkanı bölgeye gidip çay fırlattı.

– İçişleri Bakanı “elimle söndürecek halim yok” dedi.

– Gündoğmuş Belediye Başkanı ise çıtayı yükselterek “evleri yanmayanlar, keşke benim de evim yansa diyecekler” şeklindeki sözlerle yeni evler yapacaklarını müjdeledi. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Tüm bunlardan hükümetin tüm kadrolarıyla ülkeyi yönetemez durumda olduğunu gösteriyor. Referandumlara evet diyen vatandaşlarımız da bu tabloda maalesef sorumlu. Ülkenin demokratik yapısı ile bu kadar oynanmasının sonucu budur. 

Gündemi takip etmek için artık güçlü sinir sistemi gerekiyor. Yine de umutlu olmak ve sizin de sinirlerinizi daha fazla bozmamak için; yaşananlardan ders çıkartılıp ilerleyen yıllarda müdahale edilebilecek bir yangın söndürme filosu kurulmasını umut edelim. Geriye orman kalırsa belki işe yarar… 

Share
615 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DOĞANIN UYANIŞI – NEVRUZ

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Nevruz’un anlamı nedir; öncelikle onu bir tarif edelim, karların erimesi, toprağın yeşermesi ve ağaçların tomurcuklanmasıyla, hayatın yeniden canlanmasını ifade eder.      Her yıl 21 Mart’ta gece ve gündüzün eşitlendiği gün kutlanır, Orta Asya’dan Balkanlara kadar geniş bir coğrafyada Türk dünyası ve diğer halkların bolluk, bereket, kardeşlik ve Ergenekon dan çıkışı temsil eder. Türkler için bir diriliş sembolüdür, ortak bir kültürel mirastır, hepimizin bayramıdır aslında, büyük bir bölümümüzde b...
  • BİR OLMALIYIZ!

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Sevgili okurlarım; Kestel Yöre yerel bir gazete olduğu için, normalde bizim öncelikle yerel konuları yazmamız icap eder. Maalesef, yaşadığımız coğrafyada var olan insanlık dramından dolayı, ister istemez  bölgedeki durumla ilgili yazmak zorunda kalıyorum.         ABD’nin başını çektiği finans kapitalizm, İnsanlığın doğal fıtratına taban tabana zıt vahşilikler yapılıyor. Her gün yüzlerce savunmasız masum insanın canına kıyılıyor, insanların yaşam kaynağı olan su şebekeleri, ele...
  • Köy Enstitüleri

    24 Nisan 2026 Yazarlar

         Türkiye’nin eğitim tarihinde özel bir yere sahip olan , yalnızca bir öğretmen yetiştirme projesi değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümün güçlü bir aracıydı.      1940’lı yıllarda, dönemin Millî Eğitim Bakanı  ve eğitimci  öncülüğünde hayata geçirilen bu model, köy çocuklarını eğiterek yeniden kendi köylerine kazandırmayı hedefliyordu. Köy Enstitüleri’nin en dikkat çekici yönü, teorik bilgi ile pratiği bir araya getiren özgün eğitim anlayışıydı.       Öğren...
  • Nereye gidiyoruz

    23 Nisan 2026 Yazarlar

        Değerli okuyucular,      Kıymetli dostlarım.      Bakınız ülkemizde o kadar çok anlayamadığımız şeyler oluyor ki, şaşkınız. Olanları izah etmek mümkün değil. İlgililerin bir açıklama yapması gerekirken, hiç bir şey duymuyoruz. Vatandaş olarak hepimiz kendi düşüncelerimizle izahat yapıyoruz.        Bu ise kaotik durum oluşturan bir süreçtir. Artık hiç bir kurum inanılabilir açıklama yapmıyor, yapamıyor.        Çünkü güven kaybı had safhada. Hukuk sor...