logo

16 Mart 2021

YENİ ANAYASA


Av. Can Lafcı
canlafci@kestelyore.com

            Ben küçük bir çocukken, televizyondan başka eğlence yoktu. Az sayıda televizyon kanalı vardı belki ama çok sayıda siyasetçi olduğundan, ve gençlere ilginç gelecek, hükümete muhalif olanlar bangır bangır konuşabildiklerinden televizyon çok renkliydi. Şimdi yüzlerce kanal var ama bir iki tanesi dışında izin alamdan bakan istifasını bile haber yapamıyorlar. Gerçi konumuz bu değil. O gerçekten renkli televizyonda durmadan anayasa lafları dolanırdı. Anlamazdım tabi ki. Neydi bu anayasa. Her gün Özal, Demirel, Yılmaz, Çiller, Erbakan, Ecevit, İnönü ve diğerleri konuşup durduklarına göre önemli bir şeydi herhalde. 

            Yıllar geçti anayasa neymiş öğrendim. Yetmedi gittim okulunu da okudum. En şaşırdığım bilgilerden biri İngiltere’de yazılı anayasanın olmayışıydı. Demokratik bir ülkede zaten gerek de olmaz aslında. Sık sık yasalardan şikayet edilir anayasa başta olmak üzere hukuk düzeni eleştirilir. Bizim hukuk düzenimizde ve demokrasimizde temel sorun anayasa ya da diğer yasalar değil. Sorunumuz tamamen uygulama ile ilgili.

            Hukukun yasalarla değil uygulama ile adaleti sağladığı hukuk tarihinde tartışılmaz kabul gören bir gerçek. Cezaların artırılmasının suçu önlemediği de bir diğer gerçek. Bu yüzden kadın cinayetlerinde ceza müebbet de olsa, bu cezalar uygulansa da, kadınları öldüren erkeklerin yetişme ortamı bitmeden cinayetler de bitmiyor. Bitmeyecek.

            Aynı şekilde demokrasimizin güçlenmesi için de, yargı bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü, ifade özgürlüğü, eleştirel özgürlük gibi temel konularda sorunsuz bir uygulama gerekli. Bugün yargı bağımsızlığı da hukukun üstünlüğü de, ifade özgürlüğü de yerine göre bizzat suç sayılan kavramlardan olduğundan, gariban anayasayı değiştirip, bu kitaptan demokrasi üretmesini beklemek gülünç olmaktan öte geçmez. Bahsedilen insan hakları kavramları, eylem planları anayasa taslakları güzel. Ama okuyanlara fıkra gibi geliyorsa, bundan dolayı anayasayı suçlayamayız.

            Siyasi kutuplaşma o boyuta vardı ki, insanlar kendisi gibi düşünmeyen herkesi terörist ilan edebiliyor. Bu ortamda düşünce ve ifade özgürlüğünün yeşermesi pek mümkün olmuyor. Çocukluğumda 1982 Anayasası’nın kötü bir anayasa olduğundan bahsedilir dururdu. 2021 yılındaki Anayasamız ilk halinden çok daha geride. Buna da Anayasa değil demokratik ortamdaki gerileme neden oldu. Bu yüzden öncelikli ihtiyaç Anayasayı değiştirmek değil,  zihniyetleri, hoşgörü ortamını ve demokrasiyi değiştirmekte…

Share
136 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • UYUMUŞ ÖYLE Mİ

    15 Eylül 2021 Yazarlar

         Dostlar; AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın partisi ile yaptığı bayramlaşma konuşmasında, uyuduğu buna rağmen konuşmaya devam ettiği, dilinin dolaştığı bu kadar zaman geçtiği halde muhalefet tarafından dile getirilmeye halen devam ediliyor. Ülkede o kadar çok gündem var ki, bunu dikkate alan bile yok. Türkiye gibi bir ülkeyi tek başına yönetmeye kalkarsan buna yetişemezsin haklı olarak yorgun düşüp uyursun, ha sağlığında bir sorun varsa bu başka bir şey ve oldukça da önemli durum, hepimizi de ilgilendirir. Günü gününe sağlığ...
  • Gaflet ve delalet uykusu

    15 Eylül 2021 Yazarlar

         Sevgili okurlarım; Kişinin usulüne uygun doğru işler yapabilmesi için, yaşadığı çağda insanlığın ne gibi sorunlarla karşı karşıya olduğunu algılaması, çözümünün nasıl olabileceğini ve kendisinin ne yapması gerektiği konusunda fikir sahibi olması lazım. Söz konusu şeylerin yapılması için akıl etmek ve düşünmek icap eder. Zira, akıl etmeyen, düşünmeyen kişinin doğru şeyler yapmasının olanağı yoktur. O her zaman gaflet ve delalet içinde olur,  çağımızın şu anki aşamasında genel anlamda bütün insanlığın, özelikle kend...
  • Kestel, Kestel olalı böyle zulüm görmedi

    14 Eylül 2021 Yazarlar

         Hikaye şöyle başlıyor:      "Bayburt halkı Senfoni Orkestrası'nı dinlemek için konser salonunu doldurur. Konser sonunda, bir gazetecinin "Konseri nasıl buldunuz?" sorusuna bir seyirci, "Bayburt Bayburt olalı böyle zulüm görmedi" cevabını verir."      Bende şöyle değiştireyim;      Kestel, Kestel olalı böyle zulüm görmedi.      Ana caddelerin büyütülmesi, kaldırımların genişletilmesi, sağlam parke taşlarının sökülmesi, yeniden y...
  • İşgal ve Kurtuluş

    11 Eylül 2021 Yazarlar

          Kadirşinas  Okuyucular,       Değerli Can Dostlar.        Eylül ayının ikinci haftası hepimizi ilgilendirmelidir.  Çünkü Yunan işgalinin sonlandırıldığı günleri barındırır.  İlçemiz Kestel’in 10 Eylül  de, payitaht Osmanlı’nın ilk başkenti Bursamızın 11 Eylülde kurtuluşunu yaşadığımız günlerdendir.        Birinci dünya savaşı sonrası yapılan 12 Mayıs 1919 Paris konferansı kararları ile İzmir Yuna...