logo

18 Eylül 2020

YUNANİSTAN İLE SAVAŞACAK MIYIZ?


Av. Can Lafcı
canlafci@kestelyore.com

     Tarihten gelen düşmanlığın da tesiri ile zaman zaman Türkiye ile Yunanistan arasında Ege’de tansiyonun yükselmesi normaldir. Aşırı milliyetçilik devreye girince, Yunanistan Ege’nin her iki kıyısının da Helen toprağı olduğu, Türkler’in sonradan gelip buralara yerleştiği inancıyla haklılık ortaya koymaya çalışırken, Türkiye de 400 yıldan fazla bir zaman bugünkü Yunanistan’ın Osmanlı toprağı olduğu ve uzun yıllar Yunan halkının Osmanlı tebası olduğu inancıyla buna karşı çıkar. Her iki düşünce de diğer halkı yok saydığından modern dünyada karşılığı olduğunu söyleyemeyiz. Elbette savaşlar ve buna bağlı sınır değişimleri eskisi kadar sık olmasa da gelecekte yaşanabilir. Bu durum tamamen ülkeler arasındaki güç dengesi ile ilgili. Bugün Ege ve Akdeniz de sorunun kaynağı esas olarak nedir? Buna bakalım. 

     Ege denizindeki adaların çok azı bizim. Türkiye topraklarına çok yakın, neredeyse burnumuzun dibinde olan bazı adalar Yunanistan’a ait. Aslında sıkıntı buradan çıkıyor.  Herkes kendi kıyısının yakınındaki adaya sahip olsa bu kadar patırtı kopmayabilirdi. Çünkü bir adadan ne tarafa doğru giderseniz gidin 6 deniz mili mesafe o ada sahibine aittir. Oysa bazı Yunan adaları bırakın 6 deniz milini, Türk topraklarına yarım mil mesafede. 6 deniz mili Yunan karasuyu dersek Datça’dan denize giremeyiz. Bunun saçma olduğu ortada. Yunanistan bununla da yetinmeyip yıllardır karasularını 12 deniz miline çıkaracaklarını söylemekte ve AB nezdinde bu talepleri ileri sürmektedir. TBMM, Yunanistan böyle bir karar alırsa bunu savaş sebebi sayacağını yıllar önce aldığı net bir kararla ortaya koydu. 6 deniz milini esas alarak Yunan karasuyu saymadığı yerlerde de araştırma gemilerini yüzdürüyor. Türkiye’nin bu eylemleri uluslararası hukuka uygun. Bu nedenle açık biçimde müdahale edilemiyor.  Ancak elbette Avrupa ve Yunanistan bölgede güçlü Türkiye istemediğinde bunu engellemek isteyecektir. Türkiye ise etkisini daha da büyüterek Yunanistan’ın üzerinde baskı kurmayı hedefliyor olabilir. Bu durum iktidardaki partiye göre değişiklik gösterebilir.

   Yunanistan’ın Türkiye’nin araştırma faaliyetlerini hukuken engellemesi mümkün değil. Askeri olarak engelleme girişimlerinde de hem nüfus hem silahlı güç bakımından Türkiye üstün olduğundan bu seçenek de Yunanistan için sakıncalı. Ancak Yunanistan’ın elindeki en önemli koz, AB üyesi olması. Ayrıca Rusya ile de Ortodoks yakınlıktan kaynaklı bir ittifak mevcut. Son olarak Mısır ile de anlaşma yaparak diplomasi de ellerini güçlendirdiler. Türkiye’nin sırf siyasi sebeplerle bazı devletlerle ilişkisini bozmuş olması bu tip durumlarda aleyhe olabiliyor. Örneğin Mısır’ın uluslararası alanda bir etkisi olmasa da zamanı geldiğinde Yunanistan ile bu tip sözleşmeler yapması dış politikada elimizi zayıflatabilir. Bu yüzden hem diplomasi de dengeli politika tutturup hem de hakları korumak için gerekenleri dikkatle yapmak lazım. Yunanistan ile sıcak savaş çıkması halinde AB’nin ve Rusya’nın yanımızda değil karşımızda olacağını tahmin etmek zor değil.

Lozan Anlaşması gereği adaların silahsızlandırılmasını her iki ülke de taahhüt etmişken Yunanistan’ın silahlandırdığına dayalı iddiaları dikkatle izlemek, iki tarafa da ait olmayan bazı adalarda Yunanistan’ın yerleşim yapmasına göz yummamak bugün araştırma faaliyetlerinde bulunmaktan çok daha önemli. Uzun zamandır Yunan adalarındaki yerleşimlere ses çıkarmayıp bugün Yunanistan’ı tehdit etmek tutarsız görünmeye neden olabilir.

Sanırım bugün de bize ışık tutan yine Ulu Önder olacaktır. Mustafa Kemal Atatürk’ün biz sözü ile bitiriyorum

“Mutlaka şu veya bu sebepler için milleti savaşa sürüklemek taraftarı değilim. Savaş zorunlu ve hayati olmalıdır. Hakiki düşüncem şudur: Ulusu savaşa götürünce vicdan azabı duymamalıyım. Öldüreceğiz diyenlere karşı, “ölmeyeceğiz” diye savaşa girebiliriz. Ancak, ulusun  hayatı tehlikeye girmedikçe, savaş bir cinayettir.”    

Share
316 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 10 Numara 5 yıldız yönetim!

    18 Eylül 2023 Yazarlar

         Babasının ani ve beklenmedik vefatı dolayısıyla, çok genç yaşta ticaretin göbeğinde kendisini bulan ve aldığı ticari terbiyeyle önce muhtarlığa 2 dönem soyunan ardından, Bursaspor yönetim kurulu üyeliğinde bulunan, hatta Bursaspor’a destek olabilmek adına bir tır bağışlayan, Bursaspor camiası içerisinde de ayrı bir yeri olan, MHP Kestel İlçe Başkanlığı yapan, ardından muhtarlık görevinden istifa ederek, siyasete MHP Kestel ve Büyükşehir Belediye meclis üyesi olarak devam eden, son yapılan yerel seçimlerde de, milletvek...
  • Sentez olmuş halkların vilayetidir Kerkük

    16 Eylül 2023 Yazarlar

         Sevgili okurlarım; Eğer çok boyutlu bir sorunla karşı karşıya iseniz o sorunu bütün boyutlarıyla ele alıp, kapsamlı bir çözüm bulmak zorundasınız. Eğer, çok boyutlu sorunun sadece bir parçasına odaklanarak bütününü çözmeye yeltenirseniz, kısır döngü içine düşersiniz, sorunu çözdüğünüzü zannederken kendinizde sorun olursunuz.      Bugün, yaşadığımız coğrafyada yaşayan toplumların maddi ve manevi sorunları iç içe geçmiştir, onun için bölge halklarının sorunları parça parça değil de, top yekün ele a...
  • CHP il kongresi

    15 Eylül 2023 Yazarlar

          Değerli Okuyucular,       Kadirşinas  Dostlar.       Kanaatimce bu hafta sonu, 17 Eylül 2023 Pazar günü, Atatürk kongre ve kültür merkezinde yapılacak olan CHP il kongresi Bursa’mız siyaseti ve hatta ilçemiz Kestel siyasetinin bence belirleyen bir aktivitesi olacaktır diye düşünüyorum. Kaybedilmiş Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin, demoralize olmuş millet ittifakının taraflarının yine yeniden ilimizde seçmelerin umutlarının yenilenmesi olacaktır.  &...
  • 101 YIL ÖNCE

    02 Eylül 2023 Yazarlar

         Evet… Tam 101 yıl önce Ordunun durumu iyi değil, askerin çoğunda ayakkabı yok yalın ayak, geceler soğuk, kaput, iç çamaşırı yok, yeterli suyu yok, süngüsü yok, süvarilerin kılıcı yok.      Köyde, kentte çocuklarını cepheye göndermiş anne, babaların unu, şekeri, Tuz’u, bezi yok, kaynamış mısırla, kavrulmuş buğdayla karınlarını doyurduğu günler, İstanbul’da bile açlıktan can vermiş bir sürü insan cesedi var çöplüklerde.      Birinci dünya savaşı galipleri Osmanlı’ya Sevr anla...