logo

30 Ağustos 2019

30 Ağustos Zaferine kimse gölge düşüremez..!


Ramazan Kestane
ramazan@kestelyore.com

     Kuşkusuz, Dünyanın en parlak zaferlerinden biri olan 30 Ağustos Zafer Bayramımızın 97. Yıldönümünü büyük coşkularla, sevinçlerle kutlayacağız. Ne var ki, AKP iktidarının Mustafa Kemal Atatürk düşmanlığı gün geçtikçe daha açık bir şekilde ortaya çıkıyor.

     30 Ağustos günü Bursa’da toplu taşıma araçlarının ücretsiz olmasını isteyen Meclis üyelerine AKP’li Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş ‘’30 Ağustos, halkın genelini ilgilendiren bir bayram değildir’’!

15 Temmuz’u bayram günü ilan eden ve resmi dinlence günü kabul eden AKP iktidarı böylece 30 Ağustos Zafer bayramını, 15 Temmuz bayramından daha “aşağı kategoride” değerlendirmiş olmaktadır.

     AKP iktidarı Cumhuriyetin tüm değerlerini yerle bir etmiş; Atatürk’ün adının Türkiye’den silinmesi için Atatürk Havalimanı’nı boşaltmış, İnönü Stadyumunu yenileme bahanesiyle adını değiştirmiş, Atatürk ismi olan stadyumlara Arena adını koymuş, Atatürk köşelerini ilkokullardan kaldırmıştır. Son olarak da, Atatürk Orman Çiftliğinin tamamını satacağına ilişkin haberler gündeme gelmektedir.

     Bursa Büyükşehir Belediye Başkanının kişiliğinde Dünya tarihinin en büyük meydan muharebelerinden biri olan 30 Ağustos Meydan Muharebesini ve kazanılmış zaferi, halk önünde küçük düşürmek için “herkesi ilgilendirmeyen bayram” diyerek hakaretlerini sürdürmektedir. Buna karşı AKP yönetiminden, yüksek kademelerinden bir özür gelmedi…

      Gelen çok yoğun tepkiler neticesinde Bursaray’da oynanan kısa bir tiyatro oyunuyla, kendi özrünü ve kabahatini örtmeye çalışmıştır Alinur Aktaş.

     Bakınız 30 Ağustos 1924 günü Mustafa Kemal Atatürk; Dumlupınar’da Meçhul Asker Abidesi Açılış konuşmasında ne diyor:

     “Harp, muharebe, nihayet meydan muharebesi yalnız karşı karşıya gelen iki ordunun çarpışması değildir. Milletlerin çarpışmasıdır. Meydan muharebesi milletlerin bütün mevcudiyetleriyle, ilim ve fen sahasındaki seviyeleriyle, ahlâklarıyla, kültürleriyle, özetle bütün maddi ve manevi kudret ve faziletleriyle ve her türlü vasıtalarıyla çarpıştığı bir imtihan sahasıdır. Bu sahada, çarpışan milletlerin hakiki kuvvet ve kıymetleri ölçülür. Sonuç yalnız maddi gücün değil, bütün kuvvetlerin, özellikle ahlaki ve kültürel kuvvetin üstünlüğünü kanıtlamaya ulaştırır. Bu sebeple meydan muharebesinde yenilen taraf milletçe ve memleketçe, bütün mevcudiyeti maddiye ve maneviyesiyle mağlup edilmiş sayılır. Böyle bir akıbetin ne kadar feci olabileceğini tahmin edersiniz. Çöküşün ağırlığı yalnız savaş sahasında bulunan orduya özgü kalmaz. Asıl ordunun mensup olduğu millet feci akıbetlere uğrar. Tarih, başlarındaki hükümdarların, hırslı politikacıların birtakım hayalî emellerinin aracısı durumuna düşen istilacı orduların, istilacı milletlerin uğradığı bu nevi feci sonlarla doludur.”

     Gerçekler böyleyken iktidar tarafından, daha önceden haber alınmış bir darbe girişimini, Türk Milletinin var olmak ya da yok olmak tehlikesiyle aynı görmek aymazlık, hıyanet değilse nedir?

     Halkın buna karşı İstanbul seçimlerindeki demokrasi dersi yeterli olmamış ki Mustafa Kemal Atatürk düşmanlığını devam ettiriyorlar. Biz yazımızı yine de Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleriyle noktalayalım:

     “Efendiler, bu muazzam zaferin çeşitli etkilerinin üzerinde en önemlisi ve esaslısı Türk Milletinin kayıtsız koşulsuz egemenliğini eline almış olmasıdır. Bu olayın tarihimizde ve bütün dünyada ne büyük, ne feyizli (çok ürün veren) bir devrim olduğunu açıklamaya gerek görmem. Milletimizin uzun yüzyıllardan beri hanlar, hakanlar, sultanlar, halifeler elinde, onların tahakküm ve istibdadı (baskı ve keyfi idaresi) altında ne kadar ezildiğini, onların hırslarını temin yolunda ne kadar büyük felaketlere ve zararlara uğradığını düşünürsek, milletimizin hâkimiyetini eline almış olması olayının bütün büyüklük ve önemi gözlerimizde canlanır. Gerçi büyük zaferin ertesine kadar İstanbul’da halife ve sultan namı altında bir şahıs ve onun işgal ettiği hilâfet ve saltanat unvanıyla bir makam vardı. Fakat bu zaferden sonra millet o makamları ve o makam sahiplerini lâyık oldukları akıbete (kötü sona) ulaştırdı.”

     Efendiler, ulusal egemenlik öyle bir ışıktır ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, mahvolur. Milletlerin esareti üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkûmdurlar…”(30 Ağustos Hatıraları-Cumhuriyet Yayınevi(2000) sa:13)

     Ulusal Egemenliğimizin temeli olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni devreden çıkarıp göstermelik bir danışma kurulu haline getiren ve Türkiye Cumhuriyetini tarikatlar, cemaatler, mollalar, eliyle Menzil – Nakşibendi Tarikatı ile yönetmeye çalışan AKP iktidarı unutmasın ki, Laik, Demokratik, Kuvvetler Ayrılığı sistemine dayanan Türkiye Cumhuriyetinin gerçek sahibi halktır. Ve halkı sonsuza kadar aldatamazsınız.

Share
754 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ANLAYAMADIM

    23 Mayıs 2026 Yazarlar

        Değerli okuyucular,     Kıymetli dostlarım.     Bakınız ülkemizde o kadar çok anlayamadığımız şeyler oluyor ki, şaşkınız Yollar, köprüler, binalar önemlidir.      Ancak; bir milletin geleceği; yollarıyla, köprüleriyle, binalarıyla değil… Nasıl insan yetiştirdiğiyle anlaşılır.      Bugün Türkiye’nin en büyük meselesi ekonomi değildir aslında. Ekonomi bir şekilde düzelir. Daha büyük bir meselemiz vardır:  Nasıl bir insan yetiştirdiğimiz… Bu ...
  • Hava kirliliği Kestel’e has değil!

    22 Mayıs 2026 Yazarlar

         Sevgili okurlarım.      Kestel de, sağlığımızı tehdit edecek boyutta hava kirliliği olduğu herkesin malumu, dolayısıyla bu olaya karşı halkta önemli oranda bir tepki var. Ama, bir Allah’ın kulu çıkıp hava kirliliğinin neden bu aşamaya geldiğini  nedenin ne olduğunu izah etmiyor, hal böyle olunca, hepimiz  kızgın bir şekilde kimlere ve nelere olduğunu  bilmeden tepki koyuyoruz.     Öncelikle bilinmesi gereken konu,  hava kirliliği sadece  Kestel’e has ve&...
  • RECEP – KEMAL – BAHÇELİ

    22 Mayıs 2026 Yazarlar

    CHP’de 13 yıl Gen. Bşk. lık yapmış başarılı olamazsam giderim demiş geldiğinde, bu süreçte 12 seçim kaybetmiş buna rağmen gitmemiş, kurultayda seçim kaybetmiş ve partisine kurultayda usulsüzlük yapıldı diyerek dava açmış, bunlar yetmemiş gibi bir video yayınlayıp birde kendi hesabından yayınlayan, o zamanda 10 bin civarında yorum vardı altında % 98 i kendisine hakaret içeriyor, partililer yeter düş yakamızdan diyor ama ısrarla devam, tam bir utanç vesikası, insanda gerçekten bir utanma duygusu arlanma olur ve Ak partinin aparatı olmanın dışınd...
  • ZOR GÜNLERDEN GEÇİYORUZ!

    13 Mayıs 2026 Yazarlar

         Tatiller elbette herkese faydalı ve yararlıdır. Yoğun iş stresinden biraz olsun uzaklaşmak, kafayı dinlemek ve zinde bir vücut ile tekrar göreve dönmek için olmazsa olmazlarımızdandır.      Bu yıl Mayıs ayı tatil sevenler için çok güzel geçerken, işverenler bakımından öyle değil.      Kapital sistem, boş yere insan bakmayı sevmediği gibi, çalışmayana ücret vermekte istemez.      O bakımdan tatiller uzadığında, ilk itiraz hep işverenlerden gelir. &n...