Son Dakika


Sevgili okurlarım; 2026’nın ilk köşe yazında Şükrü Erbaş’ın bir şiirini kaleme aldım.
Ey ölüm terzileri, ev yıkıcılar, sürgün ustaları…
Ey bir halkı dizlerinin üstünde görmekten gönenen sahte eşitlik!
Ey korkuyu sevgi sanan aşağılık duygusu.
Siyah ve beyaz dışında renk tanımayan alacakaranlık.
İki yanında iki süngüyle şımarık cesaret.
Konuşmak yerine bağıran özgürlük.
Ey gülerken ısıran iyilik, aşağılayan özveri, cezasız suç.
Ey dağları düzlükle ölçmeye kalkan sığlık. çokluğuna güvenen yanlışlık.
Bir suçu, daha büyük bir suçla hafifleten tükeniş.
Kendinden korkan öfke.
Kan ter uykulara yastık olan taş.
Ey başkasının bahçesindeki gergedan.
Bir halkın türküsünü odalarda boğacağını sanan sağırlık.
Ey dağları evlerin üstüne yıkan cinnet.
Ey Barcissus.
Kan ve gözyaşı.
Yalnız gövdesiyle var olan sevgisizlik.
Kendi ışığıyla yanan pervane.
En yüce değeri zulüm olan ahlak!
Ordularıyla soluk alan haksızlık.
Bir halkın onuruna yağan kar.
Size, bariş deniliyor.
Artık ölülerimizin ışıksız gözlerinden değil,
Güneşle yunmuş pencerelerden bakmak istiyoruz dünyaya.
Ciğerlerimiz soldu dağlardan kopalı.
Evimiz gökyüzüydü sizden önce.
Bahçelerimizi yeniden kurmak istiyoruz.
Göçersek biz istediğimiz için göçelim.
Öleceğimiz yeri biz seçelim.
Siz nasıl kendinizle göneniyorsanız, deniliyor, biz de kendimizle gönenelim.
Bu rüzgar bizim türkülerimizi de taşısın.
Skaklarımızdan çekin soğuk gölgelerinizi.
Avlularımızda asker görmekten bıktık artık.
Bulutların sesini unutturdu uçaklarınız.
Çocuklarımızın evlerdeki boşluğu mezar taşlarından büyük.
Kadınlarımız külden yataklarda yatmaktan bembeyaz kesildi.
Ölerek değil, yaşayarak çoğalmak istiyoruz.
Yoksulluğumuzu özlettiniz bize.
Ömrümüz üzerine bizden başka herkes konuşuyor.
Sizin kentlerinizin varoşları olmak istemiyoruz.
Hapishanelerinizde bizim çocuklarımız var,
Ama onlar sizin boynunuzda asılı gerçekte.
Hiçbir sevgi tutsaklıkta yeşermez.
Eşitlik özgür ilişki ister.
Türkülerimize nefreti karıştırmak istemiyoruz.
Biz de kendimizi sevelim, kimliğimize sahip çıkalım, deniliyor.
Bizi değil, kendinizi yıkıyorsunuz.
Görmüyor musunuz, her gün biraz daha yoksullaşıyorsunuz.
Size, barış deniliyor.
Bizim de kahramanlarımız var.
Biz de geleceğe onurla bakmak istiyoruz.
Örselersiniz, ama gülü karanfile benzetemezsiniz.
Bir halk, deniliyor,
Ancak başka bir halkla zenginlik ve güzellik kazanır.
Kimse kimseyi kendine benzetecek kadar üstün değildir.
Çok değil, bizim size duyduğumuz saygı kadar saygı istiyoruz.
Ölüm korkusuyla, yaşama sevincini unutan insan, dünyaya nasıl iyilikler katabilir.
Birine korku verenin korkusu daha büyüktür.
Hiç bir yanlışlık susarak çözümlenmez.
Sizin özgürlüğünüz bizim bariş’ımızdan geçiyor,
Tutsaklığınızı görmüyor musunuz?
Ey ölüm terzileri, ev yıkıcılar, sürgün ustaları…
Ey kardeşliğin süreğen kışı. bir halkın onuruna yağan kar.
Ey bahçemizdeki gergedan.
Ey narcissus.
Aşağılayan özveri…
Eşitlik zayıflık değil bilgeliktir.
İyi olmaktan bu kadar korkmayın.
Bir kez olsun sevgiyle bakmayı deneyin dünyaya.
Hiç bir halk sonsuza dek efendi, hiçbir halk tutsak olarak yaşayamaz.
Barış hepimizi onurlu ve özgür yapacak tek olanaktır.
Çıkarın kulaklarınızdan körlüğün tıkaçlarını…
2026 yılı adalet, eşitlik ve barış yılı olma dileğiyle, kendim ve gazetemiz Kestel Yöre adına sağlıklı ve mutlu bir yıl geçirmenizi diliyorum.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
23 Mayıs 2026 Yazarlar
22 Mayıs 2026 Yazarlar
22 Mayıs 2026 Yazarlar
13 Mayıs 2026 Yazarlar