logo

AKP’nin YAN KURULUŞU

     Bunlardan onlarca var da, üzüldüğüm Atatürk tarafından kurulmuş olan Diyanet işleri başkanlığından bahsediyorum. Dini bu kadar açıkça siyasete alet eden bir seviyeye hiç gelmemişti bu güne kadar çok yazık, başındaki kişiden başlayın A dan Z ye iktidara hizmet ediyor ne yazık ki.

     Aslında AKP iktidarı da bunu hak ediyor , en önemli bakanlıklara dahi (sağlık-eğitim) ayrılan bütçeler Diyanete ayrılanın üçte biri seviyesinde, altlarında zırhlı son model lüx araçlar, süper maaşlar, sarayı andıran binalar daha ne olsun.

     Bu Müslüman olduklarını iddia edenlerin son marifeti de Elazığ’da 58 milyon TL.ye mal olacak külliye için gerekli olan fotoselli kayar kapılar ve bahçesine dikilecek yüzlerce ağaç ve süs bitkisinin tümünün yurt dışından ithal edilecek olması, şartname böyle, bu ne savurganlıktır. Ülkende açlık seviyesinde yaşayan, işsiz milyonlarca insan var. Ankara, İstanbul Büyükşehir belediyeleri de yıllarca bu bitkileri ithal etmişti, milyon dolarlar ödeyip hatırlayın, Mansur Yavaş isminde bir adam çıktı ithalat bitti, bizim köylümüz ve üreticimizden alıyor hepsini. Neden illaki ithalat derseniz, Mansur Yavaş’ın sisteminde aracı yok, rant yok. İnanın şu işi takip edeceğiz, bu ürünleri ithal edip Diyanete satan kişiler kimler çıkacak göreceğiz.

      Şimdi esas konumuza dönelim Diyanet işleri başkan yardımcısı Burhan İşliyen, diye biri geçenlerde kaybettiğimiz eski Genel KurmayBaşkanlarımızdan İ.Hakkı Karadayı’nın ölümünden bir gün sonra, kendi sosyal medya hesabından bir şiir paylaşıyor aynen şöyle.

“Ne kadar büyüktü dindara kinin, Hacıya, hocaya uzardı dilin, Konuşsana mevta bittimi pilin, Oksijen tüpleri yok tabutların, Söyle de bir nefes versin putların.”

     Bu kendini Müslüman diye pazarlayan, sakat kafaların ölüye dahi saygıları yok. Bizim dinimizde böyle bir şey asla olama,z ama maalesef oluyor. Geçenlerde açlık grevi nedeniyle vefat eden grup yorum üyesi, memleketi Kayseri’ye defnedildi, bu adam terörist değil, ne bir askerimize, ne de polisimize silah çekmemiş, işi türkü söylemek. İşte yine bu sakat kafalar ortaya çıktı, mezarından çıkarıp yakacaklarmış. İnanın, peygamberimiz tekrar dünyaya gelip bu yaşananları görse kahrından ölürdü, insanlığımızdan utanıyorum.

     Bu zat şiirin sonunu putla bitiriyor, hepinizin iyi bildiği gibi bu arızalı kafalar Atatürk’ten hep put diye bahsederler, sevenleri de put perest tabi, fakat bu yüreksiz kişi bu paylaşımını kimden emir aldıysa hemen sildi, ya yazmam ya da silmem, bu kişilerde zerre kadar ilke ve inanç yok çok açık ve net.

     İ.Hakkı Karadayı, gibi sağlam Atatürk’çüler Cumhuriyet sevdalıları bu tiplerin hep hedefi olmuştur.

     Neticede aldıkları maaşlar ve yaptıkları harcamalar bizden kesilen vergiler sayesinde, kimse kusura bakmasın hayatında hiçbir üretime katkı koymamış, ne devletine ne milletine faydalı olmamış, din sömürücülerine ve simsarlarına ben hakkımı helal etmiyorum buna da hakkım var sanıyorum.

     BU FIKRA GÜLDÜRMEDİ

     Bir Tarım Orman bakanımız var Bekir Pakdemirli… Öyle şeyler söylüyor ki, veya söyletiliyor ki demek daha doğru. Çünkü, bizde sistem böyle düşündüğünü söyleyecek bir tane baba yiğit yok siyasette, “Tarımda Avrupa ülkelerini geride bıraktık” yanlış duymadınız sanırım o anda kendini Hollanda veya Fransa tarım bakanı zannetti. Bu başarıyı da nereye bağlıyor biliyor musunuz Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine. Şimdi vereceğim rakamlara lütfen dikkat.

     Hollanda’yı örnek alalım bizim nüfusumuz 83 milyon onların 17 milyon. Tarım alanları bizden 7 kat daha az şimdi arkanıza yaslanın, çünkü inanmayacaksınız bu küçücük ülkenin sadece tarım üretimi ihracatı 105 milyar dolar, bizimki mi 18 milyar dolar.

     Fransa’nın sadece şarap ihracatı yıllık 10 milyar dolar, adamların suyunu sıkıp sattığı bu çöpsüz üzüm bile bizim yıllık ihracatımızın yarısından fazla.

     Diğer AB ülkelerinin rakamlarına hiç girmeyeceğim, sanırım bu iki örnek bile yeterli olmuştur.

     Atıp tutmanın, sallamanın, yalanın bile bir adabı olur, insanlarımızı bu kadar aptal yerine koymayın biraz ciddiyet lütfen.

     Son verilere göre 126 ülkeden sebze, meyve ve diğer gıda ürünlerini ithal ediyoruz, dünyada ülke sayısı aklımda değil, almadığımız ülkeleri saysak daha kolay olacak aslında, o ülkelerden bir şeyler almak lazım ayıp oluyor.

     Fındık,incir,kayısı,kiraz,k.üzüm,ayva gibi ürünlerde dünyada birinciyiz. İlk beşe girdiğimiz zeytin,mısır,elma,ceviz,vişne,yaş üzüm,şam fıstığı gibi ürünlerimizde var bu mükemmelde neden bizim ihracatımız 18 milyar dolar neden, ayrıca tarım sektörünün kredi borcu AKP iktidar olduğu 2002 de 1 milyar TL. idi şu anda bu borç 115 milyar TL. Nasıl ödenir veya nasıl bu hale geldi diye sormak lazım, bence bu borç ödenmez, ödenemez, son 18 yılda tarımı da hayvancılığı da bitirdik sn. Bakan çıkıp bunu nasıl becerdiklerini anlatsın bence.

     İnsanın içi acıyor bunları yazarken, Irak,Suriye sınırından binlerce hayvan kaçak geçirilip satılırdı bu ülkelere. Ne oldu da G.Amerika’dan hayvan ithal eder hale düştük. Daha da acısı parçalanmış savaş halindeki Suriye’den patates, pamuk, bakla alıyorsun bu kadar tarım arazisine sahipken utanın.

     Osmanlıda bu yüzden batmadı mı, “param var alırım neden üreteyim” mantığı sonuç iflas tabi. Korona dünyanın başına büyük bela oldu, hasar büyük ama bu felaket şunu gösterdi bundan sonra en önemli üretim tarım ve hayvancılık tabiî ki anlayana…      Son olarak, bu mükemmel cumhurbaşkanlığı sisteminin harika işleyişinden bahsedelim, geçen hafta sonu sokağa çıkma yasağı ile ilgili sağlık bakanı “yasak yok” dedi. İçişleri bakanı “gece on ikide yasak var” dedi. Öbür gün sn. Cumhurbaşkanı “içim el vermedi, kaldırdım yasak yok” dedi ve o İçişleri bakanı da hala orada oturabiliyor, kimse kusura bakmasın böyle saçma sapan bir devlet yönetimi olmaz, o yasağı açıklayacak tek yetkili kurum bilim kuruludur Cumhurbaşkanı

Share
7428 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+10 = ?