logo

28 Kasım 2025

ASLINDA BİZ SEÇMİYORUZ


Osman Fahri Ünal
osmanfahri@kestelyore.com

Tarih 1 Mart 2003. AKP hükümeti onay verdi, CHP direndi ve ABD tezkeresi meclisten geçmedi, sen misin geçirmeyen hemen TSK ve CHP’nin imhası için düğmeye basıldı. Bu tezkere meclise gelmeden AKP yani Erdoğan, ABD’ye garanti vermişti aslında, CHP bu oyunu bozunca ABD öfkelendi, CHP imha edilmeliydi, Kıbrıs’tan başlayıp 1 Mart tezkeresine kadar ABD’nin karşısına her konuda CHP takoz koyuyordu, fişi çekilmeliydi.
Manevi suikast işlendi, Deniz Baykal’ın kaseti çıkartıldı. CHP bu komployla dizayn edilmeye çalışıldı, kurucu ayarlarından uzaklaştırıldı, yeni Türkiye’ye yeni CHP haline getirildi, nasıl mı sıkı durun şimdi, diğer partilerde bunlar pek yaşanmıyor çoğunda tartışmasız tek adam liderliği var, bir başka adayın hiç şansı yok, CHP’de ise parti içi seçimler dışarıdan daha demokratik gözüküyor, ben de yıllardır bu partide çeşitli yönetim kademelerinde görev yaptım, mahalle delegeliğinden ilçe ve il delegeliğine kadar, bir tek kurultay delegeliği yapamadım, o nedenle Ankara da neler oluyor pek bilemiyorum, ama oraya kadar ciddi bir mücadele yaşanıyor CHP’de.
Bu görüntü kimseyi aldatmasın, hani 1950’lerde Menderes ne demişti sopayı diktirsem seçtiririm maalesef CHP’de de dışarıdan birileri adayı belirliyor, delegelerde o kişiyi seçiyor, daha doğrusu seçmek zorunda kalıyor. Geçenlerde örneğini verdim Ekmeleddin İhsanoğlu’nu kim dayatmıştı, Devlet Bahçeli, Bahçeli’ye kim dayatmıştı bu gün bebek katilini affettirmeye çalışanlar daha doğrusu sn. Bahçeli’ye bebek katili teröriste örgüt lideri demesi gerektiğini söyleyenler tabi ki, peki neden kabul ettiniz birileri kabul edeceksiniz dedi de ondan, yıllardır bu sorumuza cevap veremedi sn. Kılıçdaroğlu, daha yıllarca da veremez, hani derler ya gizli güçler, derin devlet var her halde öyle bir şey, bizim konumuzda bu değil sadece bir örnekti, gelelim esas meseleye.
İsveç’te İpekyolu Enstitüsü adında bir düşünce kuruluşu var, ABD, CIA’nin yan kuruluşu, Orta Doğu üzerinde analizler yapıyor görünüşte görevi bu, 2008 yılında yazdığı bir senaryo var ki çok enteresan, okudukça hayır canım olamaz diyeceksiniz ama oluyor, hem öyle bir oluyor ki harfi harfine.
Bu kuruluşta bakın neler tartışılıyor, Ulusalcı Baykal’ın ayrılması gerektiği, onun yerinede Kılıçdaroğlu’nun getirileceği, parti politikalarının değişeceği konuşuluyordu. Halbuki bu raporun yazıldığı tarihlerde sn. Kılıçdaroğlu, kimsenin tanımadığı sıradan bir Milletvekili, CHP içinde de hiç etkisi olmayan birisi, iyide bir yıl sonra bir mucize gerçekleşiyor, sn. medyamıza 2009 başından itibaren sihirli bir el değiyor sn. Kılıçdaroğlu’nu parlatılmaya başlıyorlar, sık sık ekranlara çıkarılıyor, kamuoyuna tanıtılıyor, grup başkan vekili yapılıyor, hatırlayın Uğur Dündar’ın yönetiminde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İ. M. Gökçek ile programa çıkarılıyor, Gökçek, yarıda bırakıp kaçıyor ve 2010 yılı şak diye Deniz Baykal’ın kaseti patlatılıyor, ardından sn. Kılıçdaroğlu hiç tanınmayan bu insan, 1.5- 2 yılda ana muhalefet partisinin genel başkanı oluyor, çok büyük bir başarı bu, inanılır gibi değil.
CIA’nın kuruluşu İpek Yolu Enstitüsünün senaryosu kelimesi kelimesine gerçekleşiyor, CHP’den Atatürk’çüler dışlanıyor, 2. Cumhuriyetçiler dolduruluyor, CHP artık ayak bağı olmayacaktır, şimdi tüm CHP’liler oturup bir düşünecek, bu yazdıklarımızı bir daha okuyacak, gerçekten liderimizi biz mi seçiyoruz, ya da birileri seçilecek kişiyi belirleyip bize dayatıyor mu, dayatıldığı kesin.
Şunu da atlamayalım ülkemizde yine de parti içi en demokratik seçimler CHP’de yapılıyor, bu da bir gerçek.
UTANMIYORLAR
CHP delegelerinden alamadıkları yetkiyi, AKP mahkemelerinden almaya çalışanlar gerçekten haindir, kurultayla gidenler kayyum olarak dönmeye çalışıyorlar ve bu kişiler zamanında bu partide ciddi ve önemli görevlerde bulunmuş kişiler, ne acı bir durum değil mi, hala ayak diretebiliyorlar bu utanmazlar, CHP içinde çok ciddi bir temizliğe, arınmaya ihtiyaç var.
YARGITAY BAŞKANININ SÖYLEDİKLERİ
Sevgili dostlar sık sık söylenir hani köpeğin insanı ısırması haber değildir bu yaşanan bir şey ama insan köpeği ısırırsa bu mükemmel bir haberdir. Şimdi aylardır dinliyoruz sn. Adalet bakanı na bir şey sorulduğunda devamlı Türkiye bir hukuk devletidir ve Türkiye’de yargı bağımsızdır diyor ve bunlar haber oluyor bu ülkede, kardeşim bunları sık sık tekrarlamanıza gerek yok yasalarımıza göre öyle ama bu işin başındaki kişi bu söylemleri sık sık tekrarlarsa bunda bir sorun var demektir ki var. Bu gün çıkın sokağa yüz kişiye sorun yargı bağımsız mı diye seksen beş kişi değildir diyor, tüm anketlerde de bunu görüyoruz, bu içler acısı bir durumdur, demek ki hukuk devleti değiliz anlamı taşıyor, Anayasa profesörleri, bilim insanları hatta uluslararası kuruluşlar, Avrupa birliği Türkiye raportörü de ayni fikirde, bu nedenle de ülkeye dışardan yatırım gelmediği gibi olanda kaçıyor, araştırmalar bunu çok açık net gösteriyor.
Yargıtay başkanı Ömer Kerkez yaptığı konuşma çok önemli ve dikkat çekiciydi, Anayasa Mahkememiz bir ihlal kararı verdiği zaman tüm kurumların, tüm yargı organlarının hepimizin buna uyması ve gereğini yerine getirmesi gerekir dedi.
AYM kararları resmi gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.
Yine Anayasamıza göre AHİM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) kararları da ülkemizde geçerli sayılmak zorundadır.
Bu konuda öyle kararlar var ki akıl, fikir almıyor hele bir tanesi, Can Atalay M. Vekili seçildiği halde yıllardır ceza evinde, Yargıtay 3. Dairesi ve İstanbul’daki yerel mahkeme Anayasa mahkemesinin kararlarını takmadı, yine AYM ve AHİM kararlarına rağmen, eski Hdp eş gen. Bşk. S. Demirtaş, Kavala, T. Kahraman daha niceleri haksız yere çile çekiyorlar ceza evlerinde.
CHP’li Bld. Bşk. larının ve yöneticilerinin ne işi var ceza evinde, kesinlikle tutuksuz yargılanmaları gerekmiyor mu, 16 milyon insanın oyunu almış İmamoğlu ve diğerlerinin kaçma şüphesi olabilir mi, birde bu güne kadar hiç şahit olmadığımız şafak operasyonları ile günlerce Emniyette gözaltı ve sonrası tutuklama, bu tam bir zulüm değil mi, dur bakalım bir yargıla suçlumu değil mi, haklarında iddianame bile hazırlanmamış bunlar tamamen bir algı operasyonu, netice’de İBB iddianamesi nihayet bitti, zamanında sn. Erdoğan’da birçok suçtan yargılandı böylemi alındı evinden veya tutuklandı mı hayır, yargılandı suçlu bulundu ve ondan sonra ceza evine girdi, Saraçhane önünde tamamen Anayasal hakları olan gösterilere katılan gençlere yapılanlara ne dersiniz, Emniyette işkence gördüklerini iddia ettiler ve hala ceza evinde olanlar var, gazeteciler, konuşan tutuklanıyor bu mudur bağımsız yargı, dostlar ülkemiz acilen tam Demokrasiye dönmelidir, bu yaşananlar nedeniyle ülkeye yatırım gelmediği gibi binlerce doktor, mühendis gencimiz okullarını bitirdiği gibi yurt dışına kaçma planları yapıyor, birçoğu da gidiyor, ülkemizi bu çocuklarımız kurtarıp teknolojide yukarılara taşıyacaklar Suriye’den gelenler değil, giderlerse gitsinler değil kesinlikle gitmeyecekler dememiz gerekiyor.
VAY BE
AYM Başkanı K. Özkaya geçtiğimiz hafta yaptığı bir konuşmada ( öyle bir yaşayalım ki vakti geldiğinde HZ. Allah bizi kimsenin hakkıyla ) cümlesini tamamlamadan ağlamaya başladı, bunun nedeni ne olabilir, insan çok stres altında, baskı altında olduğu zaman bunlar yaşanabilir diyorum ben, kardeşim en üst mahkemesin senin aldığın karara Anayasa gereği her kurumun uyması gerekirken kimse seni sallamıyor ve sende çıkıp bir açıklama dahi yapamıyorsun, bu durumda yapılacak tek şey var, Anayasaya uyulmuyor, yargı bağımsız değil, sizlerde bunu çok açık ve net görüyorsunuz, AYM’nin tüm üyeleri istifa etmeliydi, tepkisini göstermeliydi, madem benim kararlarıma uyulmuyor benim bu koltukta ne işim var deme cesaretini göstermeliydiler, nedenlerini tahmin edebiliyoruz ama o makam ağlama yeri değil, bu işler ağlamakla olmuyor sn. başkan, gerçekten VAY BE dedirtiyor insana.
Kalın sağlıcakla
Osman Fahri Ünal

Share
918 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Lafla peynir gemisi yürümez

    30 Kasım 2025 Yazarlar

    Sevgili okurlarım. Lafı, eğip bükmeye gerek yok. Türkiye şu anda yol ayrımında, önünde iki seçenek var. Ya savaşa devam edecek, ya da barışı tercih edip barışı inşa etmenin gereğini yapacak, bu işin orta yolu kalmadı. Neden önce barış. Çünkü, bir evde kardeşler birbirleriyle kavga ediyorsa, o evde aile birliği olamaz, bu şartlarda aile bireylerinin sorunlarını çözmesi imkansız olur, bu haliyle komşularına da faydası olmaz. Tabi ki, Türkiye insanı bütün maddi ve manevi sorunlarını çözmek için azami gayret sarf etmeli. A...
  • Fabrikalara 130 Milyon Ceza

    30 Kasım 2025 Yazarlar

    İlçemizde hava kirliliğine maalesef bir çözüm bulunamıyor. Gözü kendi çıkarından başka bir şeyi görmeyen ve aşırı şekilde para kazanma hırsına bürünen sorumsuz sanayicilerimiz, ilçemizin temiz hava sahasını kirletmeye devam ediyor. Çevre Şehircilik İl Müdürlüğünün de konuya sessiz kalmasını eleştiren bazı vatandaşlar tepkilerini ve seslerini hem sosyal medyadan, hem de gazetemize gönderdikleri maillerle duyurmaya çalışıyor. Bir vatandaşımızın, “Hava kirliliğinden Yavaşça ve istikrarlı bir şekilde öl(dürül)meye devam edi(li)yor...
  • Şaşırdım

    29 Kasım 2025 Yazarlar

    Değerli Okuyucular, Kadirşinas Dostlar.. Bir önceki “Siyasi Tablo” başlıklı yazımda siz değerli okuyucularıma değişime uğratılan, daha doğrusu siyasi güç mücadelesinin bize gösterilemeyen ayar salvolarını yazmış, kişisel düşüncelerimden bahsetmiştim. Esas itibarıyla, iktidar gücüyle CHP’nin yerel seçimlerdeki siyasi başarısı gölgede bırakılmak isteniyor. CHP’nin başarılı duruşu gölgelenmek isteniyor, sanıyorum. Tabii, dünya emperyalizminin bölgemizdeki ayak oyunları ve kurmak istedikleri dizayna uygun olabilecek siy...
  • CUMHURİYET

    29 Kasım 2025 Yazarlar

    Hiçbir şey kendiliğinden olmaz. Birbirini takip eden etkileşimler sürecinde, olaylar oluşur. Olay, olgulardan meydana gelir. Olgu, sebep-sonuç belirtir. Cumhuriyet’in ilk kuşağının yetiştirdiği genç aydınlar, gençlere örnek oldular. Onların yaşadıklarından damıtarak yazdıkları eserler: Gençler için hazinedir. Yazılar, şiirler, karikatürler, telif ve çeviri eserler, birbirini takip etti. Bir düşünce süreci içinde, insanlık için arayışlar sürdürüldü. Cumhuriyet devrimleri ile özgürleşme, aydınlanma mücadelesi sürdürüldü. Toplumdaki her kuşak, ge...