Son Dakika


Türk sinemasının en keskin politik taşlamaların dan biri olan Zübük başrolde unutulmaz performansıyla Kemal Sunal ve kaynağında Aziz Nesin’in sivri kalemiyle, yalnızca bir dönemin değil, neredeyse bu coğrafyanın değişmeyen siyaset genetiğinin fotoğrafını çekmişti. Aradan onlarca yıl geçti. Dekor değişti, mikrofonlar dijitalleşti, mitingler sosyal medyaya taşındı. Ama Zübük zihniyeti? O hâlâ sahnede.
Güce Tapan Siyaset
Zübük’ün alametifarikası ideolojisi değildi; rüzgârın yönünü sezme konusundaki ustalığıydı. Dün karşı çıktığına bugün methiye düzer, dün yerdiğini bugün “kıymetli dostum” ilan ederdi. Çünkü onun pusulası ilke değil, güçtü.
Bugünün siyasetinde de benzer bir refleks gözlenmiyor mu? Sözler hızla unutuluyor, arşivler “bağlamından koparılmış” sayılıyor, dünün sert kavgası bugünün stratejik ortaklığına dönüşebiliyor. Seçmen ise çoğu zaman bu dönüşümü hayretle değil, alışkanlıkla izliyor. Çünkü artık şaşırma eşiğimiz de yükseldi.
Vefa mı, Fayda mı?
Zübük’ün dünyasında vefa, seçim takvimiyle sınırlıydı. İşe yaradığı sürece herkes “kıymetli hemşehrim”, işlevini yitirdiğinde ise unutulmuş bir kalabalık figüranı… Günümüz siyasetinde de ilişkilerin çoğu ilkesel değil, işlevsel.
Partiler arası geçişler, dün ağır sözler söyleyenlerin bugün aynı masada oturması, liyakatin yerini sadakatin alması… Güç kimdeyse haklılık da çoğu zaman ona atfediliyor. Oysa gerçek siyaset, güce göre şekil almak değil; gücü ilkeye göre sınırlayabilme sanatıdır.
Hafızasızlık Üzerine Kurulu Bir Düzen
Zübük karakteri, toplumun hafızasına güvenirdi: Çabuk unutan, çabuk affeden, çabuk kanan bir kitle varsayardı. Bugün fark şu: Hafıza aslında dijital olarak her zamankinden daha güçlü. Her demeç kayıtlı, her vaat arşivli. Ama siyasi sonuç üretme konusunda kolektif hafızamız hâlâ zayıf.
Çünkü mesele bilgiye erişim değil; o bilgiye rağmen tavır alabilmek.
Gücün Ahlakı Olur mu?
Zübük’ün trajikomik tarafı şuydu: O aslında sistemin ürünüydü. Kendisini mümkün kılan zemini ustalıkla kullanıyordu. Bugün de sadece aktörleri konuşup zemini ihmal edersek yeni Zübük’lerin çıkmasına şaşırmamalıyız.
Siyasetin vefasız yüzü biraz da buradan besleniyor:
İlke yerine pragmatizmin ödüllendirilmesi
Sadakatin liyakatin önüne geçmesi
Gücün denetlenememesi
Güç merkezileştikçe etrafında oluşan halka genişler; ama o halka daraldığında en önce alkışlayanlar kaybolur. Zübük’ün yalnızlığı aslında her dönemin güçlülerine yazılmış bir dipnottur: Güce gelen destek, çoğu zaman güce yöneliktir; kişiye değil.
Zübük sahnelerini aratmayan bu günlerde
Zübük’ü yeniden çekseler, belki kasaba meydanı yerine televizyon stüdyosu, kahvehane yerine sosyal medya olurdu. Ama diyalog değişmezdi:
“Dün dündür, bugün bugündür.”
Zübükler her dönem vardır.
Biz hâlâ o filmi sadece komedi olarak mı izliyoruz, yoksa aynaya bakma cesareti gösterebiliyor muyuz?
Körle yatan, şaşı kalkar.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
07 Mart 2026 Yazarlar
06 Mart 2026 Yazarlar
02 Mart 2026 Yazarlar
02 Mart 2026 Yazarlar