logo

Esnaf Sanatkarlar Kredi Kooperatifi Seçiminde kimi destekleyelim..?

rmzn
Yıllar çarçabucak geçiyor…
Bir dahaki seçim ne zaman olur derken, bakmışsınız ki, 4 yıl hemencecik gelip geçmiş bile…
O bakımdan seçilenler, söz verirken iyi düşünmeli.
Verdikleri sözleri de yerine getirmeli ki, seçmeninin karşısına çıktığında utanıp, sıkılmadan, dediklerimi yaptım ve rahatım diyebilmeli…
31 Ocak 2016 Pazar günü, Kestel Esnaf Sanatkarlar ve Kredi Kooperatifinin olağan kongresi var.
Her kongre de, “Bu son, artık aday olmayacağım” diyen mevcut başkan Nusret Gülsevdi, maalesef ki, yeniden yine aday…
Her seçimleri çeşitli spekülasyonlarla kazanan Nusret Gülsevdi’nin bu seçimde nasıl bir taktik uygulayacağı merak edilirken, karşısına aday olarak çıkan Özer Turan’ın işi sıkı tutarak, bazı ayak oyunlarının oynanmasına fırsat vermeyeceği konuşuluyor.
Evet…
Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kooperatifinde gerçekten bir değişikliğe ihtiyaç var.
Çünkü,
Nusret Gülsevdi, ben bildiğimden beri buranın başkanı ve esnaf için hiçbir katkı sağlamayarak, ihtiyaç sahibi olan esnafları da zor durumda bırakmış, “bakın başınızın çaresine” demiş bir başkandır.
Oysa ki;
Esnaflar üzerinde bu denli önemli bir kurumun başkanlığını üstleniyorsanız, sorun değil, çözüm üreten bir kişilik olmak şarttır…
Gerçekten; bu konuda yapılacak olan bir değişikliğin, esnaflarımız içinde hayırlı olacağı kanaatindeyim.
Kendisinin esnaflar hakkında, esnaflarımızı destekleme ve onların sorunlarının ortadan kaldırılması için, güzel ve önemli projelerle bu yola çıktıklarını ifade eden Özer Turan’ın seçilmesi halinde, esnaflar tarafından unutulmaya yüz tutmuş, Kestel Esnaf Sanatkarlar ve Kredi Kooperatifi diye bir yerin olduğunun hatırlanacağını düşünüyorum.
Özer Turan’ın bu konuda adaylığını, değişim adına önemsiyorum…
15 Yıldan beri buranın başkanlığını yapan Nusret Gülsevdi’nin bundan böyle, dinlenmesi, evinde torunlarıyla vakit geçirmesi, daha önemlidir.
Esnaflar olarak, Gülsevdi’ye bu şansı hep beraber tanıyalım…
Bir dönem Özer Turan’ı deneyelim, dediklerini gerçekleştiremezse, Gülsevdi’ye tanıdığımız şansı bir dahaki seçimlerde ona da tanıyalım derim…
İyi düşünüp, doğru karar vermek için…
Geçmişe bakmak yeterli olacaktır…

10 Ocak..!
24 Temmuz, Basından Sansürün kaldırılış günü, 10 Ocak da Çalışan Gazeteciler günüydü.
10 Ocak da bizim günümüzdü.
Yani, Çalışan Gazeteciler Günü…
1961 yılında 212 sayılı yasanın çıkması ile başlayan bir günden ibaret sadece.
Gelinen süreçte;
Gazeteciler arasında “çalışan”, “çalışmayan” diye bir kavram oluşturuldu.
Ne demekse; “Çalışan Gazeteciler”
Eskilerden bir örnek vermek gerekirse;
Tipo tekniği geleneğinden gelen bir gazeteci olarak, “gazetecilik mesleği emek ağırlıklı” bir meslekti.
Dizi makinesinden önce, hurufatların bulunduğu kasalar vardı, bu kasaların her gözünde harfler vardı, haberler kadınların el işi yaptığı gibi ilmek ilmek kumpaslara dizilir, kasalardan tek tek toplanan harflerden sayfa mizanpajı yapılır, bir sayfanın ağırlığı ise 25-30 kilo ağırlığındaydı.
Gazete sayfası hazır olduğunda baskıya verilişi ve baskıdan çıkışı saatler sürer ve gazete basımı tamamlandıktan sonra, ertesi gün yeniden aynı mücadele ile gazete hazırlanırdı.
Fotoğraflar çekilir, Ankara veya İstanbul’a gönderilir klişe yapılır, klişeler büyük veya küçük geldiğinde testere ile boyutu ayarlanırdı.
“Eskiden emek vardı, mücadele vardı”
Eskiden gazeteciler gerçekten çalışıyordu, hem de tırnaklarıyla kazıyarak haber üretiyordu.
Haber üretiminden, fotoğraf çekimine ve gazetenin mizanpajı, baskısı ve dağıtımına kadar emek veriliyordu.
Özlüyorum o günleri.
Özlüyorum o günkü koşullarda çıkartılan gazeteleri. 1975-1998 yılları arasında tipo tekniği ile gazete matbaalarında hem mürettiplik, hem de muhabirlik yaptım. O günleri yaşadım, o günlerin koşullarında gazete çıkarmanın ne kadar zor ve meşakkatli olduğunu çok iyi bilenlerdenim.
Şimdi öyle mi?
Değil tabi.
Son 20 yıl içerisinde teknolojinin de gelişmesi ile gazete ve gazeteci sayıları hızla arttı.
Her önüne gelen gazeteci oldu.
Son yıllarda öyle tipler var ki, “Gazeteciyim” diye ortalıklarda dolaşıyor.
Yıllarını bu mesleğe adamış, gazetecilik mesleğinin mürekkebini yalamış, gazete dağıtımından gelmiş, muhabir olmuş, onca gazeteci arkadaşımız “Ben gazeteciyim” diyemiyor, ama onlar rahatça göğsünü gere gere “Gazeteciyim” diyebiliyorlar, Utanmadan, sıkılmadan…
Siyasetçilerin, bürokrasinin, sivil toplum örgütlerinin rahatça ulaşabildiği, “gel” deyince ayaklarına kadar getirebildiği gazeteciler çoğalınca mesleğimiz maalesef en kolay yapılabilecek meslek haline getirildi.
Gazetecilik mesleği onurlu bir meslektir. Saygı duyulması gereken bir meslektir.
Eğer kimlere gazeteci denir diye merak ediyorsanız, “Bu işten başka bir geliri olmayan sadece gazetecilik mesleğiyle geçimini sağlayanlara gazeteci” denir..
Bilmem anlatabildim mi..?
Kalın Sağlıcakla…

“Çocuklar Ölmesin” Demek Ne Zamandan Beri Suç Oldu?
Savaşların Olmadığı, Çocukların Ölmediği, İnsanların Aç Kalmadığı, Silahların yok olduğu, Barışın hakim olduğu bir Dünya umut etmenin neresi kötü?
”Çocuklar Ölüyor” diyen insanların çığlığına dahi tahammül edemeyecek kadar zavallı hale geldiysek, Yazık!.. Korkmayın! Bölgede yaşanan ölümlere ”DUR” dediğiniz için Kürt veya terörist olmazsınız. sadece ”İNSAN” olursunuz. Tabi eğer insanlık varsa!
Çalan, Çırpan, Porno indirenler, Çocukları taciz edenler, Kızınıza şehvet duyabilirsiniz diye Fetva verenler, Kadınlara tecavüz edip öldürenler, Vatanı peşkeş çekenlere lafı olmayanlar, Sırf ”Çocuklar Ölmesin” diyenleri vatan hainliği ile suçlamak acizliktir. Gerçekleri gizlemektir. Gerçeklerden rahatsızlık duymaktır. Gerçeklere kulak tıkamaktır. Duyarsızlıktır. Tek tipleşmedir. Kör ve sağır olmaktır. İnsanlıktan nasibini almamaktır. Vicdansızlıktır. Alçaklıktır…!
Farkında mısınız ”Hain” kelimesi ne kadar gelişi güzel bir şekilde kullanılmaya başlandı son zamanlarda.?
Hain… Herkes Hain..!
Hain olmayanlar kim peki? Neye göre ve kime göre Hain.?
Hele Bir Deyiverin de Bilelim…

Share
98 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+2 = ?