logo

08 Eylül 2026

İşgal ve Kurtuluş


Mustafa Ülker
musstafaulker@kestelyore.com

(11 eylül 2021’te yayınlanmış)              

     Kadirşinas  Okuyucular,

     Değerli Can Dostlar.

     Eylül ayının ikinci haftası hepimizi ziyadesi ile ilgilendirmelidir.   

     Çünkü, Yunan’lıların bölgemizde, birinci dünya savaşından sonraki, iki yıl iki ay iki gün süren işgalinin sonlandırıldığı günleri barındırır.  İlçemiz Kestel’in 10 Eylül  de, Bursa’mızın 11 Eylül de kurtuluşunu yaşadığımız günlerdendir.       

      Birinci dünya savaşı sonrası yapılan 12 Mayıs 1919 Paris konferansı kararları ile İzmir Yunanlılara bırakılmıştı. 

       18 Mayıs 1920 de Yunanlıların İzmir’e çıkarma yapıp başlattıkları işgal, ilimiz Bursa ve ilçemiz Kestel için, tam tamına iki yıl, iki ay, iki gün sürdü.      

     İngilizlerin kışkırtmaları ve desteği ile, Yunan işgal güçleri Anadolu içlerine doğru ilerleyerek işgal alanlarını genişlettiler.

      8 Temmuz 1920 de, Yunan işgal güçleri, Bursa’nın ve tabii aynı gün de ilçemiz Kestel’in işgalini gerçekleştirdiler.       

     Balıkesir, M.Kemalpaşa Karacabey üzerinden ilerliyorlardı. 56. Fırka komutanı Albay Bekir Sami beyin komutasındaki 56. Fırkanın  İnegöl civarına çekilmesi üzerin 8 Temmuz 1920 de, Yunan işgal güçleri, Bursa’nın ve tabii aynı gün de ilçemiz Kestel’in işgalini gerçekleştirdiler. Yunan işgal güçleri Bursa yı ve doğu tarafını ilçemiz Kestel’i de işgal etmiş oldular.   Bursa’nın ve Kestel’in işgalini 56. fırka komutanı Albay Bekir Sami bey ve  Bursa Valisi Hacim Muhittin bey Ankaraya bildirirler. 

      Bilahare işgalciler bölgede bir hafta dinlendikten sonra 15 Temmuzda da İnegöl düştü. Düşman Mezitler üzerinden Bozüyük’e yöneldi. Ankara’ya hedeflenmişlerdi. 

      Aynı günlerde Bursa Milletvekili Muhittin Baha (pars) bey gözyaşlarıyla kürsüde Namık Kemal’in  dizelerini okuyarak üzüntüsünü paylaşmıştır. Otuz arkadaşının ortak imzası ile bir takrir verirler. “Riyaset-i Celileye Birinci makarrımız olan Bursa’nın, sefil Yunanlılar tarafından işgali ve bu işgal neticesiyle din ve vatan kardeşlerimizin duçar olduğu mezalimin tesiratına iştirak ettiğimizin bir nişanesi olmak üzere celsenin 20 dakika tatili ile riyaset kürsüsünün puşude-i siyah ile örtülmesini teklif eyleriz.Takrir kabul edilir. Bursa’nın kurtuluşuna kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünde Puşude-i siyah ( siyah örtü ) utanç levhası olarak kalır.       

     Yunan İşgalinin beni ziyadesi ile ilgilendiren ve duygusal olarak üzen, bir diğer yönü ile de onurlandıran tarafı var. Büyük dedem Ragıb Kadem efendi Yunanlılar tarafından hunharca, vahşice eziyete maruz kalmış bir şehit. Genç bir delikanlı olan dedem Kadem İbrahim geceleri ani baskınlar yaparak Yunan askerlerini öldürürmüş. Dedemi yakalayamayan Yunan, ona ulaşabilmek için köye gelir, babası Ragıb Kadem efendiye eziyet eder, zalimce davranır. İşgalciler kendisini urganla beygirin terkisine bağlayıp, köyümüz Baydın’dan (Sayfiye’den) yaya olarak Aksu’ya karakollarına götürmek isterler. Bitap düşen büyükdedem Kadem efendiyi, bir müddet yerlerde süründürürler, sürüklerler. Dayanamaz şehit olur. Naaşını Kazancı (Şükrüye)’nın oralarda bir yerlerde yol kıyısına atıverirler.  Oğlu dedem Kademlerin İbraham şehit edilen babasının naaşını bulduğu yere defin ediverir. Arsız defineciler mezarı talan ederler.  Şehit mezarını sürekli açarak olmayan defineyi nafile yere ararlar.     

     Ben hatırlarım her hafta sonu Kozluören köy arabası ile köyümüze giderdik. Rahmetli Anam otobüsü tam yerinde durdururdu. Araçtaki tanıyan köylülerle birlikte iner, dağıtılmış mezar taşlarını toparlar, yeniden düzenlerdik. Ayda bir mutlaka kendini bilmezler, define saikiyle şehit mezarını takan ederlerdi. Biz köyden uzaklaşınca mezarımız kayboldu. Bu vatan topraklarının her karışında şehitlerimizin bir anısı yaşamaktadır. Unutmayalım herbir isimsiz kahramana minnet, şükran borcumuz vardır. Ruhları şadolsun.         

     26 Ağustos 1922 de Başkumandan Atatürk ve silah arkadaşlarının başlattığı büyük taarruz 30 Ağustos zaferi ile taçlandırıldıktan sonra hızla işgalcilerin tasfiyesi başlamıştır.        

      9 Eylül 1922 de Kazancı sırtlarında, Aksu da konumlanan Düşmanla şiddetli karşılaşma olmuştur. Sabahına 10 Eylül de ilçemiz KESTEL kurtarılmıştır. 3. Kolordumuz karargahını Kestel’in tepelerine kurmuş ve Bursa’nın Doğu mahallelerine baskınlar yapılmıştır. Gece vakitlerinde Yüzbaşı Rüştü (Dinçer) bey Bursa’ya şehre girmiş, beyaz bayrak dikilmiştir. 11 Eylül günü sabah saatlerinde ise Bursa belediye binasına resmi törenle şanlı bayrak çekilmiştir. Şehir kurtarılarak, teslim alındı ve esaret sonlandırdı. Aynı gün Meclis kürsüsündeki Puşude i siyah heyecanlı sevinçli bir toplantı yapılarak kaldırılmıştır.

   Bursa’nın kurtuluşu 11 Eylül günü kutlandığı için ilçemizin kurtuluşu fark edilmemektedir.

     Aksu’daki ilgili şehitlik bile maalesef

     Kestel’lilerce bilinmemektedir, gölgede kalmıştır.

     Hatırlanmalı, yaşatılmalıdır. 

     Kim Kestel’in 10 Eylül 1921 günü kurtarıldığını biliyor. 

     Farkında mıyız?  

    Gününüz keyifli bereketli olsun. 

     Sağlıcakla kalın.  Huzurlu olun

Share
2019 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • KUL  HAKKI YİYORLAR

    10 Ekim 2026 Yazarlar

    Anayasayı geçtik, Hukuku, utanmayı geçtik, Demokratik kuralları geçtik, Demokrasiye atılan kazığı da geçtik bu kişiler birde bize dindarlık üzerinden ahlaki üstünlük taslıyorlar. Peki bu dindarlık bunlara millet iradesini çalmayın büyük bir haram, büyük bir günah olduğunu öğretememiş, Ak partili duymuyor, umursamıyor, tehditle, yargı kararı ile, valilik operasyonu ile, mahkeme operasyonu ile bir çok ilçeyi ele geçirdik, 86 milyon bizi izliyor, biz ne yapıyoruz demiyorlar. İnanç meselesi de çok sorgulanır hale geldi, inanç bu insanlara en...
  • Sabrın Ölçüsü 

    09 Ekim 2026 Yazarlar

         Değerli  Okuyucular,       Kadirşinas Dostlar.        Sabır, insanın sahip olduğu en kıymetli nimetlerden biridir. Yaratıcının bize verdiği bu nimeti yalnızca zorluklar karşısında dişimizi sıkmak için değil, hayatımızı ve ruh sağlığımızı korumak için de kullanmalıyız. Ancak zamanımızın, enerjimizin ve gücümüzün sınırlı olduğu gibi sabrımızın da bir sınırın vardır. Bu nedenle sabrı da ölçülü kullanmayı öğrenmeliyiz.       Her şeye, herkese ve...
  • Aynı tas, aynı hamam

    08 Ekim 2026 Yazarlar

         Sevgili okurlarım; Bir ülke düşünün bağa, bahçeye, fidan dikmeye, bakliyat ekmeye elverişli bereketli toprağı  olsun, üç tarafında deniz olduğu için bol miktarda deniz ürünleri bulunsun, insanları çalışkan eğitimli ve becerikli olsun, bu ülkede  yaşanan kronik ekonomik ve sosyal krizlerden dolayı toplum mağdur olsun.       Türkiye de, insanların açlık ve yoksulluk sınırının üstüne çıkması için ne olması gerekiyor. Yani, neyimiz noksan anlamış değilim.     &nb...
  • HAYKIRIŞ

    02 Ekim 2026 Yazarlar

    Her gün yapılan üst üste zamlar…. Hayatı her geçen gün daha yaşanmaz yapıyor.. Emekli polis memurunun geçinemiyorum diyerek, eylem esnasında kafasına sıkarak intihar etmesi… Bu olay, başka bir ülkede olsa, yer yerinden oynar basının gündeminden düşmezdi. Bizde ise, ufak puntolarla, görünmeyecek şekilde yer aldı. O kadar yozlaştı ki her şey… Ne insanlık kaldı, Ne ar, ne namus.. Birileri katrilyonları bir gecede götürürken, birileri çocuğumun beslenmesine ne koyacağım diye düşünüyor. AKP’li olana her şey hak. Olmaya...