logo

11 Haziran 2022

Jandarma, Jandarma


Mustafa Ülker
musstafaulker@kestelyore.com

    Değerli Okuyucular.
    Kadirşinas Dostlar.
    Bu hafta içinde 14 Haziran gününü idrak edeceğiz. Diğer günlerden farklı değil elbette. Ancak fark edilesi bir anlam yüklenmiş bilmiş olalım. “BİZ UYURKEN, BİZİM İÇİN UYUMAYANLAR” için tayin edilmiş bir gün.
      Asakir-i Zaptiye Nizamnamesinin -Jandarma tüzüğü- kabul ediliş tarihi olan 14 Haziran 1869 ve Zaptiye teşkilatının kayıtlarda görüldüğü 1839 yılı, tam kuruluş günü tesbit edilemediği için iki tarih birleştirilmiştir.
Buna bağlı olarak 14 Haziran 1839 tarihi Jandarma teşkilatımızın kuruluş günü olarak kabul görmüştür. Bilvesile her yıl “14 HAZİRAN JANDARMA GÜNÜ” olarak kutlanmaktadır.
       Jandarma, il ve ilçe belediye sınırları dışında kalan veya polis teşkilatı bulunmayan yerler ile, Sahil güvenlik birimi bulunmayan kıyı, deniz ve sahillerde görev yapan silahlı genel kolluk kuvvetidir.
        Jandarma teşkilatı, 10 Mart 1983 günü kabul edilen edilen, 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu ile 1834 tarih 2558 sayılı Polis Vazife ve Selâhiyet kanunu’nda ve diğer yasalarda kendisine verilen görevleri yerine getiren güvenlik birimi, kolluk kuvvetidir. İçişleri Bakanlığına bağlı olarak çalışır.
      Jandarma, 196 863 personel (Ocak 2020, Wikipedia bilgisi) mevcut büyükle adli,askeri ve mülki görevler ifa eden genel kolluk kuvvetimizdir.
       Cumhuriyetimizin kuruluşunu müteakip Jandarma teşkilatımız yeni düzenlemeler ile değişim ve dönüşüme tabii olarak bugünkü halini almıştır.
      İlçemiz Kestel bölgesinde Jandarma teşkilatı ilk olarak 1908 yılında şehrimizin doğu çıkışı olan Bursa-Yenişehir-Bilecik yolu üzerindeki Akiniş Değirmeni yakınında “Dinboz Jandarma karakolu” adıyla karakol olarak kurulmuştur.
      Kestel Osmanlı-Rus harbinde 40 hanedir. 93 göçü (Hicri 1293=Miladi 1877-78 yılı) ile gelen 24 hane göçmen de Kestel’e iskan edilmiştir. 1908 yılında gelen ilave 14 hane göçmen ile 78 haneye ulaştığı bilinmektedir.
       Yunan işgal kuvvetleri tarafından 8 Temmuz 1920 de işgalle birlikte yakılmış, yıkılmış olan Dimboz-Akiniş Jandarma karakolu, 10-11 Eylül 1922 de işgal kuvvetlerinin kovulmasını müteakip Dimboz (bugünkü adıyla Erdoğan) köyü doğu kısmında, köy çıkışında yeniden tesis edilmiş, kurulmuştur. Fakat 6 ay kadar sonra tekrar eski yerine Akiniş değirmeni yanına nakledilmiştir.
Burada 1962 yılına kadar görev yapmıştır.
Bugün Dimboz karakolunun bulunduğu yerde sadece terkedilmiş eski yolun asfalt kaplaması ve jandarmanın kullandığı merdiven kalıntısı vardır. Göle ve yola hakim yerde hiç bir şey kalmamıştır.
      1959 yılında belde olarak belediye kurulmuş olan Kestel’e 1962 yılında Dimboz Jandarma karakolu nakledilmiş, Belediye karşısındaki handa konumlandırılmıştır.
     İlçede konumlanmasından dan tam 30 yıl sonra Kestel Jandarma karakolu 2 Nisan 1992 de 10 kişilik bir terörist güruh tarafından silahlı baskına uğramıştır. Bu elim olayda maalesef J.Er Durmuş ÖZER şehit olmuştur. Ruhu şad olsun. Kahraman şehidimizi rahmetle anıyorum.
       Kestelimizin 1991 de ilçe olması sonrası 01 Ekim 1993 tarihinden itibaren karakolumuz Bursa Jandarma Komutanlığımıza bağlı “KESTEL İLÇE JANDARMA KOMUTANLIĞI” adını almıştır.
       Kestel ilçe Jandarma komutanlığı, Şubat 1994 yılından beri bulunduğu hizmet alanındaki mevcut binalarında, Değerli komutanımız J. Ütğm. Can AYHAN riyasetinde, gelişmiş hizmet anlayışı, yeterli ve iyi yetişmiş uzman personeli ile hizmettedir. 

      11 Mayıs 1994 tarihinde İlçe Emniyet teşkilatının kurulmasıyla ilçe merkezinden çekilmiştir. 23/2/2012 de de Barakfakih, Serme mahalleleri ve Barakfakih sanayi bölgesi de protokol ile Emniyete bırakılmıştır.
     Kestel ilçenin 362 kmkare lik alanın %94 ü olan 341 kmkare alanda 23 Şubat 2012 tarihinden itibaren 28 mahallenin emniyet ve asayişinden sorumludur.
     Kestel İlçe JANDARMA KOMUTANLIĞIMIZIN “14 Haziran JANDARMA GÜNÜ” nü bugünden tebrik ediyorum, kutluyorum.
      Gününüz neşeli bereketli geçsin.
      Sağlıcakla kalın. Mutlu olun.

Share
924 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • HUKUK  –  SİYASET – ADALET 

    16 Temmuz 2026 Yazarlar

         Değerli okuyucular, Kıymetli dostlarım. Sizi bilmem, ama ben şaşkınım. Ülkemin, Milletimin yaşadıklarını Vatandaşların idrakine bırakıyorum.       Kişisel kanaatim olarak söylüyorum, bir bilinmeyen güç, düşünce, yapı, sistem, siyaset, yönetim ne derseniz deyin. Nasıl tanımlarsanız tanımlayın, bizimle oynuyorlar. Bizi bize düşman etmek için aramıza nifak tohumu ekiyorlar. Bir iki konuya değinelim mi?       Örneğin iş gören emekçi, üretici bir insanımız asgari ücret maaş alıyorken...
  • KARAVAN TATİLİ

    30 Haziran 2026 Yazarlar

         Sevgili dostlar, pandemi ile birlikte Ülkemizde bir karavan furyası başladı, Üretimini profesyonel olarak yapanları bu işin dışında tutuyorum, onların doğru bir üretim yaptıklarına şüphe yok, ama bireysel olarak yapanlar olduğu gibi soğuk demircisinden mobilya üreticisine kadar birçok sektör karavan üretimine girdi bu araçlar kara yollarında trafiğe çıkıyor tehlike o kadar büyük ki, insan olarak şuna aklım ermiyor benim mesleğim torna, tesfiye işyeri açabilmem için ustalık belgesi, çırak çalıştırabilmek için eğitici us...
  • ANLADINIZ…

    29 Haziran 2026 Yazarlar

        Değerli okuyucular,      Kıymetli dostlarım.      Gerçekten çok acayip bir dönem içerisindeyiz ayakta durmaya çalışıyoruz. Umutlarımızı diri tutmak için çırpınıyoruz. Sadece kendi yaşam geçmişinizi şöyle bir düşünürseniz şaşkınlığınız artacaktır.       Biliyorsunuz ben yazılarımı hep yerel konular ile ilgili yazıyordum. Ancak ülkemizde yaşananlar artık insanlarımızı çok yoruyor.      Hangi konuyu ele alsak, işlesek acaba diye düşünüyorum.   ...
  • Bilimin Aydınlık Yolunda Yürümeliyiz

    28 Haziran 2026 Yazarlar

         Sevgili okurlarım;      Ben her zaman söylüyorum, yaşadığımız maddi ve manevi sorunları ancak bilimsel yollarla çözebiliriz. Zira, insanlık tarihinden edindiğimiz tecrübelerden hareketle bilimsel yöntemler değil de, bilim dışı yöntemlerle ekonomik ve sosyal sorunları çözmeye yeltenen halkların akıbeti faciayla neticelenmiştir. Yani, tarihsel geleneklerimizle ve statikolarımızla, bilimsellik arasında bir zıtlık ortaya çıkması halinde, sorunlarımızı çözüp selamete çıkmak için bilimi tercih etmek zo...