logo

Kestel Belediyesi mi, Kestel Hapishanesi mi..?

     Uzun yıllardan beri girmediğim belediyeye geçtiğimiz hafta girmek zorunda kaldım. Nedeni ise; Protol gereği, belediye başkanı Önder Tanır’ı ADD Kestel Şubesinin Cuma günü yapacağı etkinliğe davet etmekti.

     Halkından böylesine korkan bir anlayışı, anlamakta zorluk çekiyorum.

     Seçim dönemi geldi mi, vatandaşın bir oyunu almak için atmadığın takla, söylemediğin yalan kalmayacak. Seçim sonrasında ise, kendini dev aynasında görerek, vatandaşlardan soyutlayacaksın, kaçacaksın.

     Belediyenin giriş kapısından girerken sizi kapıda iki tane güvenlik görevlisi karşılıyor. Birisinin elinde üst arama cihazı, diğeri de giren çıkanları kontrol ediyor.

     Hadi diyelim buradan geçtiniz.

     Tam asansöre yönelmeye niyet etmeniz lazım.

     “Niyet ettim asansöre binmeye…” diyerek… O tarafa yöneldiğiniz anda, girişin hemen sağında, “Danışma” yazar. Danışmadan geçeyim dersiniz. Ama, oradan birisi hemen “Hayırdır, nereye bir işiniz mi vardı” diye kısa bir sorguya çeker sizi…

     “Eee…şey başkanla görüşecektim” dersiniz, hemen bir soru daha yapıştırır: “Ne görüşecektiniz?”

     Söylemek istemezsiniz ne görüşeceğinizi… Ama, oradakiler mutlaka bilmek ister. Meraktan mıdır artık, orasını bilemem…

     “Bu kısmı da atlattık” diye düşünür asansöre tekrar ilerlersiniz. Belediyenin bir asansörü vardır. Saray da bulamazsınız o nu. Gösterişli jan janlı bir şey…

     Ama, bulunduğunuz kata gelmesi en az 5 dk. sürüyor.

     İsmi de sanki dalga geçer gibi “Uçak..!”

     Belediyenin giriş katından başkanlık odasına çıkana kadar, insan buraya neden geldiğini unutuyor.

     Taktik güzel valla…

     Tüm bunları atlattık, sonunda asansörümüz 3. kata başkanın bulunduğu kata geldi. İndiğimiz gibi, kapıda iki silahlı adam (başkanın korumalarıymış) sizi güzelce bir süzdükten sonra, hareketlerinizi inceliyorlar çaktırmadan…

     Başkanın sekreteryasında kısa bir dert anlatıyorsunuz, şunun için gelmiştim, şöyle bir sorunum vardı, bir davetiye getirdim v.s v.s.

     Eğer, sekreterya ile aranız iyiyse sizi özel kaleme yönlendiriyor.

     Özel kalem tarikatın adamı…

     Eğer, orada size “Buyurun oturun” derse, oturuyorsunuz. Bilgisayardan çalan Ney müziğini duymamanız mümkün değil.

     Bazen fikirler insanların beynine böyle de sokulabiliyor.

     Baktığınızda; güleç yüzlü gibi görülen ama sinsi bakışları hemen göze çarpan bu özel kalem müdürü, uygun görürse başkanla görüşürsünüz.

     Kılığınızın kıyafetinizin ve üslubunuzun İstanbul beyefendisi gibi olması lazım.

     Yoksa alimallah göremezsiniz başkanı…

     Beklersiniz haftanın bir günü belediyenin girişinde, alırsınız sıranızı isterse sizinle görüşür, istemezse de görüşmez.

     İşinize gelirse…

     Seçerken düşünecektiniz…

     Şimdi, ah edip vahlanmaya gerek yok.

    O eskidendi, belediye başkanıyla çat kapı görüşmek.

     Şimdi bunu neden anlattım.

     Bir belediye başkanı kendi seçmeninden, kendi halkından bu kadar mı kaçar…

     Neden, bu korku, kendini beğenmişlik..?

     “Yener Acar’dan daha kötü bir yönetici kimse olamaz” derken, bunları görünce “Acar’ın hakkını yemişiz” diye düşünüyorum.

     X-Ray – Silah – Cemaat üçgeni arasında sıkışan bir yönetimden ne beklenir ki, varın gerisini siz düşünün…

     Not: Kestel belediye başkanı Önder Tanır’ın makamına hiç gitmedim bilmiyorum. Fakat, geçtiğimiz gün oraya giden birisi şunu anlattı. Makam masasının kenarında beyzbol sopası ve başkan eğilip kalkınca görülen belindeki silahı kötü bir görüntü oluşturuyormuş…

     Şimdi tüm bunlara insan şahitlik yapınca, Burası Kestel Belediyesi mi, Yoksa, Hapishane mi, sorusunu sormaktan kendini alamıyor….

Share
985 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+4 = ?

#

Kestel Belediyesi mi, Kestel Hapishanesi mi..?” için 2 Yorum

  1. Erkan Kılıç : diyor ki:

    Gelen gideni hep aratır Ramazan

  2. abdullah sezer : diyor ki:

    hapishane dediğiniz belediye değil kestel ilçe emniyet müdürlüğüdür biizat benim ve ailemin başına gelenleri size isim vermeden anlatırım