Son Dakika


Değerli okuyucular
Kadirşinas Dostlar..
Tabii ki herkes ne yapacağını bildiğini zannediyor. Fakat, televizyon ekranlarında izlediğimiz olaylar, sosyal medyada aktarılan görüntüler. Gerçek hayatta yaşanan bir çok olay toplumsal cinnet yaşıyoruz dedirtiyor.
Sizce haksız mıyım. ?
Sosyal, psikolojik travma yaşadığımız bir zamandayız sanıyorum. Farkındaysanız hırsızlık, soygun vakaları artıyor. Uyuşturucu ile ilgili büyük bir şekilde güvenlik güçlerimiz mücadele ediyor. Çocuklar suça itiliyor. Trafikte her türlü olay yaşanıyor. Toplum ekonomik ezilmişlik altında perişan. Eğitimli gençlerimizi işsiz. Yığınla problemler milletin geleceğini karartmış durumda.
Geliniz kıymetli anlamlı bir kaç veciz sözlerimizi mercek altına alalım isterseniz. Ne deniyor? Nasıl anlıyoruz?
“Bal yutan parmağını yalar” diyerek hırsızlığı meşrulaştırmış, içselleştirmek gafletine düşmüşüz.
“Devletin malı deniz, yemeyen domuz” demişiz inanılmaz bir şekilde kamunun malını mülkünü soymayı talan etmeyi normalleştirmişiz. Kul hakkına girmeyi, hırsızlığa başvurmayı hafife almışız.
“Yemeyenin malını yerler” demişiz. Dolandırıcılığı hak gibi göstermeye başlamışız. Böyle bir toplum olduğumuz vakıa gerçek olmuş.
“At binenin Kılıç kullananın” demişiz. Gasbı ve zorbalığı yüceltmişiz. Dolayısıyla hırsızlık arttı, yol kesme ve soygun çoğaldı.
“Kol kırılır yel içinde kalır” denilerek sessiz kalınmış. Zulüm ve tacizin ifşa edilmesini önlemek önemsenmiş. Bu yüzden Gayr-i meşru işler, ilişkiler çoğalmış artmış.
“Söz gümüşse, sükut altındır” diyerek sessiz kalarak, susmayı yalancıya meydan bırakmayı erdem sandık. Ortalık olur olmaz kişiler tarafından darma duman hale getirilirdi. İşler yavaşladı, aksar hale geldi. Liyakatsiz yalaka eller tarafından yönetilir hale geldik.
“Komşuda pişer bize de düşer” diyerek hazırcılığı alışkanlık yaptık. Yakınlarımızdakileri kullanmayı başarı, kazanç olarak gördük.
“Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez” demişiz. Menfaatçiliği fırsat bildik.
“Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar” dedik, yalana sarılmayı öne çektik. Kovalanmayacağız sandık.
“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” dedik. Maalesef bencilliği ve bireysel yaşamayı hayat tarzı haline getirdik.
“Üzümünü ye bağını sorma” demişiz. Harama göz yummayı alışkanlık haline getirmişiz.
“Köprüden geçerken Ayıya dayı demeyi” alışkanlık yapmışız. Kurnazlığı ve iki yüzlülüğü akıllılık sanmışız. Toplum neden bozuldu diye merakla soruyoruz. Belli değil mi sizce ???!!
Kötülüğü dil ile süsleyip, geleneğimiz diyerek sahip çıkarak içselleştirmişiz ve kötülük tarzımız olmuş.
Bir milletin kaderini değiştiren şey büyük olaylar değildir. Aksine küçük bahanelerin nesilden nesile aktarılmasıdır. Vicdanı kirleten sözler değişmedikçe, hiçbir bir şey değişmez.
Bunun tek çözümü de herkesin birbirini düzeltmesi değil ( Önder siyasetçi ) birinin kendini düzeltmesiyle olur. Biri düzelir öbürüyle ilişkisinden öbürü düzelir. Öbürünün berikiyle kurduğu ilişkiden beriki de düzelir.
Yani olay inancına, fıtratına uygun yaşamaktır.
Kişi inancına, psikolojine uygun yaşayınca dünya düzelir.
Gününüz neşeli, verimli geçsin.
Sağlıcakla kalın, mutlu olun.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
06 Şubat 2026 Yazarlar
02 Şubat 2026 Yazarlar
02 Şubat 2026 Yazarlar
01 Şubat 2026 Yazarlar