logo

Stres ve cildimiz

Stres, hayatın vazgeçilmez bir parçasıdır. İnsana çevredeki uyaranlar karşısında daha iyi davranma fırsatını verir. Sıfır stres, ölümdür. Bu durumda birey çevreden gelen etkilere tepki vermeye yetecek enerjiden yoksun demektir. Aşırı stres de ölümcül olabilir. Çünkü bu durumda birey aşırı enerji sarf etmekte ve tükenmektedir. Çözüm, her bireyin kaldırabileceği ölçüde stres ile doyumlu ve olumlu bir hayat sürdürebilmesidir.
İki tür stres vardır. Olumlu Stres (iyi stres) olumlu sonuçlar çıkartır. Kaygı yerine, zor bir amaca ulaşırken bireyi meydana getiriciliği kullanmaya yönelten, kişiye doyum ve yaşama sevinci veren strestir.

Olumsuz Stres (kötü stres) ise; bireyin kendine güvenini kaybetmesine neden olan, yetersizlik duygularına sevk eden, çaresizlik, umutsuzluk ve hayal kırıklığı çıkartan strestir. Olumsuz stresin örgütsel çıkarcılığı öldürücü etkisi vardır.

Stres altındaki insanların ciltleri lekelenmeye daha yatkın oluyor. Stres cildin de bağışıklık sistemini zayıflatır. Stresin sadece ruhu değil, cildi de karartır. Son zamanlarda 30-45 yaş arasındaki kadınlarda görülme sıklığı artan Hashimoto tiroiditi hastalığı dikkate değer..

Bu hastalıkta ciltte hem kuruluk hem de akne görülebilirken, bazen de melasma isimli hormonal lekeler de gözlenebiliyor. Hashimoto tiroiditi hastalığı 30-45 yaş grubunda olan, evlilik, annelik, iş, şehir hayatı gibi nedenlerle sorumluluğu fazla olan kadınlarda daha sık görülür.

Stres akut veya kronik bir sorun olarak vücutta da ya kısa ya da uzun süreli problemleri beraberinde getirir. Psikolojik bir sorun cilt hastalıklarının da tetikçisi olabilir. Sadece ciltte değil, endokrin hastalıkları içinde de stres önemli rol oynar.

Stresten asabi egzama olmuş, üzüntüden şeker hastası veya kanser olmuş gibi cümleleri sıkça duyarız. Örneğin uçuk virüsü dudaklarda sıklıkla gözlenir. Genellikle ya görülen bir kâbusun ertesi sabahı ya da ani bir stresle ortaya çıkar. Oysa sedef hastalığı veya saç dökülmesi (alopesi areata) dediğimiz özel saç dökülme türü daha kronik stres hallerinde sıklıkla gözlenir. Cilt hastalıkları başta olmak üzere tüm hastalıklarda vücudun savunma sistemi olumsuz etkilenir ve hem vücudun hem de cildin bağışıklığı azalır. Bu nedenle başta virüsler olmak üzere hücresel hasar yaratan tüm hastalıklar tetiklenir.

Stresin vücutta, öncelikle merkezi sinir sisteminin stresi ilk algılayışı ile yani görmek, duymak, hissetmek ve düşünmek ile gelişen duruma beyin nörolojik ve hormonal yollardan cevap verir. Ya refleks olarak ya da düşünülmüş olarak bir vücut dili oluşur, eş zamanlı olarak ilk adrenalin (heyecan hormonu denebilir) salgılandığı an koşabilecek enerji ve güç oluşur. Asetil kolin (kas-sinir ilişkisi, aynı zamanda salgıların da düzenlenmesinde etkilidir) daha sonra kortizon seviyeleri değişir. Bu durumda kan basıncı ve kan şekeri değişikliğe uğrar, tüm vücut salgıları tepki verir, ağız kuruması, el, koltuk altı, yüz terlemesi, hatta bağırsak hareketlerinin artışı gibi belirtiler ortaya çıkar. Belli bir yaştan sonra stresle gelişen bu hormonal değişiklere karşı vücut savunmasını azalır veya tepkisizlik gelişir. Otoimmun hastalıklar dediğimiz vücudun kendi kendisine antikorlar ile savaş açması da stres ile tetiklenir. Stres anında kortizol ile birlikte prolaktin hormonunun da arttığını, prolaktindeki değişikliğin leke ve aknelerde artışa yol açar. Yani stres bizi basit veya komplike birçok hastalığa karşı savunmasız bırakabilir. Bu nedenle daha fazla spor yapın, yediklerinize ve içtiklerine dikkat edin, sevdiklerinizle daha fazla vakit geçirin.

Stres tedavisi için birçok alopatik ve tamamlayıcı tıp yaklaşımları vardır. Alopatik tıbi yaklaşımda kullanılan yöntemlerin içinde iliaç da vardır. Ancak bu ilaçların yan etkileri çok fazladır. Bunlardan örneğin lityumun çok yan etkileri vardır..

Geleceğin tıbbı olarak kabul edilen tamamlayıcı tıp uygulamaların ise hiçbir yan etkileri yoktur.

Örneğin Frekans tıbbı, Homeopati, Bach çiçekleri ve diğerleri.

Homeopati olarak burada Gelsemium, argentum nitrikum, Stafisagria,. Stramonium, Nux vomica, Beladonna, Ignatia amara, Lac caninum, Argentum metalicum, Ambra grisea.

Dr. Ali Özgür diyor ki: “Zaman insanı değil, armudu olgunlaştırır.”

Share
205 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+1 = ?