Son Dakika


Atatürkçü Düşünce Derneği Kestel Şubesi olarak, Bulgaristan ve Yunanistan’a bir gezi düzenledik. 33 kişinin katıldığı geziden herkesin keyf aldığını, böyle bir organizasyona katıldığı için mutlu olduklarını görmek, bizleri de bir o kadar mutlu etti.
Atatürkçü Düşünce Derneğinin başkanlığını 11 yıldan beri, amma iyi, amma kötü bir şekilde yapmaya gayret ediyorum. İki yıl sonra da görev süremiz doluyor, bundan sonra da dernek başkanlığı için bir aksilik olmadığı takdirde aday olmayı da düşünmüyorum.
Sivil Toplum örgütlerinin başında bulunmak, sorumluluk almak ve bağlı bulunduğunuz kuruma değer katabilmek elbette ki, çok önemlidir.
Sivil Toplum Örgütlerinin olmazsa olmazı da burada belediye başkanlarıdır.
Bir program, bir ziyaret veya bir anma gibi etkinliklere katılmak için otobüs ihtiyacı her zaman bu konuda en büyük sıkıntıdır.
Görev yaptığım 11 yıl boyunca, üç belediye başkanı ile de çalıştık. Şunu açık yüreklilikle söyleyebilirim ki, Ferhat Erol, haricinde ne Yener Acar, ne de kibir abidesi Önder Tanır, Sivil Toplum Örgütlerinin sesine maalesef kulaklarını tıkamışlardır.
Bugün, kendisinden ne talep ettiysek üstüne koyarak destek veren Ferhat Erol başkanımıza ayrıca teşekkür ediyorum.
Konumuzun özüne dönecek olursak, İki yıl önce 19 Mayıs programı için Samsun’a gittiğimiz de, “Samsun’a da geldik, bundan sonra ADD olarak tek bir hedefim var. Atatürk’ümüzün doğduğu evi de üyelerimizle ziyaret etmek, bunu da gerçekleştirdikten sonra bu görevi bırakacağım” demiştim.
Dernek başkanı ve yönetimimizin destekleriyle bunu da gerçekleştirdik.
Bulgaristan Kirkova da başlayıp, Selanik ve Gümülcine de son bulan 5 gece 6 günlük gezimizde bizlerin yanında olan ve o olmasaydı, kesinlikle bu gezinin altından kalkamazdık diye düşündüğüm, her ne kadar meclis üyesi olarak gözükse de, benim için başkan yardımcısı olan Hasan Selmanoğlu’nun katkılarını küçümseyemeyiz. Ana dili gibi konuştuğu, Bulgarca ve İngilizcesi sayesinde bir çok kapı bizlere anında açıldı.
Gerek otoban gişelerde, gerek gittiğimiz veya gezdiğimiz yerlerde, gerekse de gümrük kapılarında Dil’in ne kadar işe yaradığına tanıklık ettik.
Kendisini tatlı dili, insana olan saygısı ve bitmek bilmeyen enerjisi ile tanıdığımız Hasan Selmanoğlu’na da ayrıca teşekkür ederim.
Bir dil bir insan, sözünden yola çıkacak olursak, bu sözün ne kadar işe yaradığını da yerinde öğrenmiş olduk.
İpsala kapısında sıra beklediğimiz bir esnada, yaşayacağımız sıkıntıyı haber alır almaz, Tekirdağ valisini arayarak, yolumuza devam etmemizi sağlayan başkan Erol’un bu güzelliğini de yazmasam olmazdı.
İpsala’dan geçtikten sonra, kutsal topraklara ulaşmamızın sevinci vardı her birimizin yüzünde.
Köfteci Yusuf’u gördüğümüz gibi içeri dalmamız da çabası.
Oraya gelene kadar her yediklerine şüpheyle yaklaşanlar, beş günün acısını Yusuf’ta çıkardı desem yeridir.
Yazımın başında da dediğim gibi, Eğer, bu geziden sen zevk aldın mı diye sorsalar.
Katılanların zevk aldığını görmek bana yetti.
Şunu da yazmadan geçmeyeyim;
Her hangi bir tatsızlığın yaşanmadığı turumuz Kestel’e dönmemizle son bulurken, Hasan Selmanoğlu, guruptan memnun kalmış olacak ki, GAP turu isteyen üyelerimize de seneye bu sözü verdi.
Bence, GAP turuna katılmak isteyenler, şimdiden elini çabuk tutsa iyi olur…
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
08 Eylül 2026 Yazarlar
08 Eylül 2026 Yazarlar
08 Eylül 2026 Yazarlar
07 Eylül 2026 Yazarlar