logo

24 Eylül 2026

OLAYLAR DOĞRU TARİF EDİLMELİ!


Mehmet Güler
mehmet@kestelyore.com

     Sevgili okurlarım; Doktor hastalığından dolayı muayeneye gelen hastaya, doğru tanı koyup, ona göre reçete yazmaz ise, hastayı iyileştirmesi mümkün değil.

     Yani; bir derde deva bulmak için, derdin ne olduğunun adı doğru konulmalı.

     Ülkemizde ve bölgemizde yaşayan toplumların, birlikte çözmek zorunda oldukları iç içe  geçmiş ciddi anlamda ekonomik ve sosyal sorunları var. Hiç bir topluluğun tek başına sorununu çözemeyeceği açık bir şekilde ortada, onun için istesek de, istemesek de; birbirimize kızsak da, kızmasak da hepimizin birbirimize ihtiyacı var .

     Tarihin öyle bir momentindeyiz ki,  nesnel olgulara göre  sen – ben dediğimizde büyük bir kaos ve kargaşanın ortasında, en ağır bedeller ödeyerek perişan oluyoruz.

     Madem ki, bütün sorunlarımız iç içe geçmiş sorunları da birleşerek birlikte çözelim.

     Ama; olayları ve olguları önce ön yargısız bir şekilde ele almamız icap eder.

     Devlet, bir yıldır herkesin kafasına göre adlandırdığı bir süreç başlatmış. Ben, barış süreci diyorum. Zira, çok önemli bir sorun çözülmek isteniyorsa, çözümün ismi de pozitif çağrışım yapmalı. Türkiye Cumhuriyeti devletinin önünde, Bölgesel anlamda devasa bir sosyal sorun var ve devlet bu soruna çare bulmak mecburiyetinde. Bu işin üstesinden gelebilmenin çıkış yolu, devlet yönetimi altındaki toplumların enerjisini, adaletli ve hakkaniyetli bir şekilde asıl amaca doğru kanalize etmeli.

    Demem o ki; şayet söyleminiz negatif ise, eyleminizin pozitif olacağına kimseyi inandıramazsınız. Silahsızlanma ve terör deyip, asıl mesele pas geçilir ise, sadece PKK kendisi fesh edip, silah bırakmış olur, bu durum  olayların asıl sebebi olan, sosyal sorun veya sorunlara karşılık gelmez.

     Anlayacağınız; sorunların adı neyse adını olduğu gibi koyun, toplumu sorunlarını birlikte çözme noktasında örgütleyin, yoksa bu işin altında hep beraber kalırız.

     Bizim es geçtiğimiz hayati meseleler başkaları tarafından istismar ediliyor ve edilecek,  onun için gerçek neyse olduğu gibi insanlarımızın önüne koyalım, merak edilmesin soruların zorluk derecesi ne olursa olsun, bizler üstesinden geliriz.

     Yeter ki, olaylar ve olgular doğru tarif edilsin.

Share
179 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • OLAYLAR DOĞRU TARİF EDİLMELİ!

    24 Eylül 2026 Yazarlar

         Sevgili okurlarım; Doktor hastalığından dolayı muayeneye gelen hastaya, doğru tanı koyup, ona göre reçete yazmaz ise, hastayı iyileştirmesi mümkün değil.      Yani; bir derde deva bulmak için, derdin ne olduğunun adı doğru konulmalı.      Ülkemizde ve bölgemizde yaşayan toplumların, birlikte çözmek zorunda oldukları iç içe  geçmiş ciddi anlamda ekonomik ve sosyal sorunları var. Hiç bir topluluğun tek başına sorununu çözemeyeceği açık bir şekilde ortada, onun için istes...
  • BAĞIMSIZLIK BENİM KAREKTERİMDİR

    08 Eylül 2026 Yazarlar

         30 Ağustos 1922…      Bir ulusun kaderinin yeniden yazıldığı gün.      Anadolu’nun işgal altında olduğu, bağımsızlığımızın tehlikeye düştüğü, umutsuzluğun yüreklere çökmeye çalıştığı bir dönemde Türk ulusu, özgürlüğünden ve yurdundan vazgeçmeyeceğini bütün dünyaya ilan etti.      Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kazanılan Başkomutanlık Meydan Muharebesi, yalnızca bir ordunun kazandığı askerî zafer değildir. Bu zafer; tutsaklığı re...
  • İşgal ve Kurtuluş

    08 Eylül 2026 Yazarlar

    (11 eylül 2021’te yayınlanmış)                    Kadirşinas  Okuyucular,      Değerli Can Dostlar.      Eylül ayının ikinci haftası hepimizi ziyadesi ile ilgilendirmelidir.         Çünkü, Yunan’lıların bölgemizde, birinci dünya savaşından sonraki, iki yıl iki ay iki gün süren işgalinin sonlandırıldığı günleri barındırır.  İlçemiz Kestel’in 10 Eylül  de, Bursa’mızın 11 Eylül de kurtuluşunu yaşa...
  • MAHALLE BASKISINDAN KURTULMALIYIZ!

    08 Eylül 2026 Yazarlar

         Sevgili okurlarım; Günümüz Türkiye’sinde, çok acayip durumlarla karşılaşmak doğal olmuş. İnsanlarla, olguları  konuşmak imkansız denecek kadar zor bir konu olmuş. (Görünen köy kılavuz istemez) misalinde olduğu gibi, üzerinde hiç zorlanmadan mutabık olup anlaşacağımız  çok açık net konularda dahi anlaşamıyoruz ve her kafadan bir ses çıkıyor.      Zira, yaşanan olaylara bakış açımız olgulara göre değil, algılara göredir.      Olgu nedir ?     ...